Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor;
"Bana getirilen salât-ü selâm,sırat köprüsü üzerinde ışıktır,Cuma günü seksen kere salât-ü selâm getiren kimsenin geçmiş seksen yıllık günahı affedilir."
“(bütün gece uyanık kalıp gözlerinizde yaş kalmayana kadar ağladıysanız) sonunda bir tür sakinliğin üzerinize çöktüğünü bilirsiniz. Sanki yeniden hiçbir şey olmayacakmış gibi hissedersiniz.”
Oysa gerçekleşen: insansal bir donatımla insanlığını düzenli bir biçimde yitiren bir doğa oyunuydu. Alkolik kocanın hastaneden taburcu edilme kararının geri alınması için, erkek kardeşine ard arda gidilerek edilen ricalar; ruhsatsız kullandıkları radyoları yüzünden onları ele vermemesi için, izinsiz kullanılan radyoların izini süren memura, yalvarıp yakarmalar; konut kredisine vatandaş olarak layık olduğuna ilişkin edilen yeminler; artık üniversiteye giden oğullarının eğitimi için her yıl yeniden gereken yoksulluk belgeleri; hasta parası, çocuk yardımı, ki lise vergisi indirimi için yapılan başvurular kişilerin lutfuna kalmıştı bunların çoğu, ama insanın yasal haklarını bile her seferinde yeniden öylesine ayrıntılı kanıtlaması gerekiyordu ki, sonunda eline geçen ‘Onaylanmıştır' belgesini bile gönül borcuyla, kendine bahşedilen bir lütuf olarak alıyordu.