Binlerce kelime, onlarca hikâye var boğazımda düğümlenmiş. Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğimden..
Hayat böyledir biraz, insanı değişmeye zorlar.
"Ben değişmem..." diyen sen bile değişirsin.
[...]
Sen değişirsin.
Hayat seni de değişmeye zorlar.
Hayatından aniden çıkan kişiler seni üzer ve değişirsin.
Dinlediğin şarkılar değişir, düşüncelerin değişir, içindeki o küçük umutlar değişir.
Kendine sürekli hatırlat herkesin bir gün değişebileceğini...
Kendinden başka kimseye sırılsıklam güvenmemeyi hatırlat kendine...
Hatırlat ki onlar değiştiğinde üzülüp kendini bitirme.
Bazı kitaplar yüksek sesle konuşmaz.
Ama insanın içine sessizce yerleşir.
Küçük Yuvarlak Taşlar, gündelik hayatın fark etmeden üzerinden geçtiğimiz anlarını, içimizde biriken küçük ama ağır duyguları anlatıyor.
Okurken “bunu ben de hissettim” dediğiniz cümleler çoğalıyor. Büyük olaylar yok belki ama tam da bu yüzden çok gerçek.
Bir kahve soğurken, bir çanta omuzdayken, bir an durup düşünürken…
İnsan kendini bu öykülerin arasında yakalıyor.
Az ama derin. Sessiz ama kalıcı.