Binlerce kelime, onlarca hikâye var boğazımda düğümlenmiş. Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğimden..
On yedi yıl olmuş. Bir ömür geçmiş aradan. Bunca zaman sonra onu görmek, onu aynı bıraktığım gibi bulmak beklediğim bir şey değildi. Masaların yeri bile değişmemişti. Pencereden görünen manzara aynı. Zaman burada geçmemiş gibiydi. Hayatta her şeyin akıp gitmiyor, bazı şeylerin öylece duruyor olmasında teselli buldum.
Hayatın bozmayı unuttuğu ya da ne yapsa bozamadığı insanlar vardı hâlâ. Dünya arkalarında yıkılırken onlar kurbağalar gibi nilüfer yapraklarından seke seke sakince uzaklaşıyorlardı enkazdan, toz duman bulaşmıyordu onlara.
Odanın kapısını kapatıp, yatağa geri uzandım. Yorgundum. Günlerce yürümüşüm gibi. Günlerce uyumamışım, hem yürümüşüm hem sırtımda dünyayı taşımışım gibi yorgundum.