bu kara yazgıdır zîlan,
torpaksız olmak, yetim kalmak
yetmezmiş kimin;
sensiz olmakta kara yazgıdır kurban.
bilesin kaç gece kaç gündüz,
adını sayıklamışam,
içimden atamamışam,
köşelerde yolunu gözlemişem;
el etmişem işmar etmişem,
sen gülmüş geçmişsen zîlan.
ne zaman büyümüşsen farketmemişem.
ne zaman ellerin büyümüş,
ne zaman gözlerin büyümüş,
ne zaman bürünmüşsen kara çarşafa,
bir gözlerin görmüşem ceylan kimin...
vurulmuşam...
sen gülmüş geçmişsen zîlan.
daracık köşelere sığmamış sevdam,
seni halil-ü rahman’da sormuşam, anzılha’da,
urfa kalesinde nemrut köşküne adın kazımışam.
sen gülmüş geçmişsen zîlan...
şimdi gelin olisan telli duvaklı,
yine gülimisen biye?
karaşar’dan gelen deli oğlan deyimisen?
sevdamı içime gömdüm bilesen.
bu kentin hampara taşlarına sırrı sakladım,
üç kuruşluk başlık parasına değermiydi zîlan!
biliyem dahlin yoktur bu işte,
töreler böyle demiş yazgılar böyle çizmiş,
kim karşı gelmişki sende gelesen!