nosce tempus

nosce tempus
@s_muphem
yemin olsun bu hududa bi daha gelmem
@s_muphem·
·
sabitlendi
bunu yerel tütüncü dükkanında çalışan ve örümcek dövmesi olan adama göstermem gerek
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Iğdırın al alması, ay balam, Yemeye bal alması. Yar gelenden sonra Yaramın sağalması. Ölürem, ölürem yar, Yetimem yar, Sevirem yar, Sevirem yar, sevirem yar.
1000Kitap
Bu gün ordaydım? Aynı yerde, aynı evde? Aynı kapıdan girdim içeri. Tesadüf bu ya aynı anahtar kalmış bende. Sandalyede yeleğini unutmuşsun, Masada kahkahanı, Mutfakda bardağını. Salonda duruşunu unutmuşsun. Sonra yan odada hıçkırığını, Koridorda gözyaşlarını. Kapıda çarpıp çıkışını unutmuşsun. Bir çiçeğin zehri düşmüş zigon sehpaya. Bir rujunun rengi düşmüş oval aynaya. O kavgadan arta kalan kırık bir vazoyla. İkimizin kalbi düşmüş tozlu balkona? Duvardaki resminde gülüşün kalmış. Son içtiğin fincanda dudak izlerin. Portmantonun yanında gidişin kalmış. Kapıda bıraktığın ayak izleri. Yastığının üstünde saçını buldum. Posta kutusunda mektuplarını. En son dinlediğin şarkını buldum? O hicazda kalmış göz yaşlarını. Yazan böyle yazmış demek şarkıyı. Nasıl anlam buldu sen olmayınca Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı? İçinde salınan yar olmayınca?
bu kara yazgıdır zîlan, torpaksız olmak, yetim kalmak yetmezmiş kimin; sensiz olmakta kara yazgıdır kurban. bilesin kaç gece kaç gündüz, adını sayıklamışam, içimden atamamışam, köşelerde yolunu gözlemişem; el etmişem işmar etmişem, sen gülmüş geçmişsen zîlan. ne zaman büyümüşsen farketmemişem. ne zaman ellerin büyümüş, ne zaman gözlerin büyümüş, ne zaman bürünmüşsen kara çarşafa, bir gözlerin görmüşem ceylan kimin... vurulmuşam... sen gülmüş geçmişsen zîlan. daracık köşelere sığmamış sevdam, seni halil-ü rahman’da sormuşam, anzılha’da, urfa kalesinde nemrut köşküne adın kazımışam. sen gülmüş geçmişsen zîlan... şimdi gelin olisan telli duvaklı, yine gülimisen biye? karaşar’dan gelen deli oğlan deyimisen? sevdamı içime gömdüm bilesen. bu kentin hampara taşlarına sırrı sakladım, üç kuruşluk başlık parasına değermiydi zîlan! biliyem dahlin yoktur bu işte, töreler böyle demiş yazgılar böyle çizmiş, kim karşı gelmişki sende gelesen!
Şiir
sevmek için yaratılmış gözlerde yaşlar niye