• Alınların ortasında bir saat kulesi
    İnsanlar sonsuzluğa bakıyor hâlâ
  • İslâm topraklarım gezip gören frenklerin seyahatnamelerinde rastlanılan bir şikâyettir : Bu ülkede saat kulesi yok! Sonra bir sebeb ararlar buna : Çünkü bu ülkede zamanı günde beş vakit ezan belli eder.
  • Bir kilise tadı taşıyor Dolmabahçe camiinin pencereleri
    Uzaktan bakmak şartıyla ve aydınlık oluşunu saymazsak;
    Ve denizin gişesinde oturan kısa boylu saat kulesi
    Yakasının içine kaydırmış hafifçe basınç-ölçerini
  • hiç sıkılmadı mı saat kulesi
    tutmadığı onca sözden?
  • Barış Manço Fransa da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur...Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir... Sürekli, "İşte Türk, yani barbar, vahşi vs..." demektedir... Barış Manço Daha fazla dayanamaz ve spikere "yanınızda kâğıt para var mı?" diye sorar!

    Bu soruya spiker şaşırır ve "evet var ama n olacak" der... Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır... Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında "Anahtar" adlı şarkısını söylemiştir...

    Bu şarkının bir bölümü şöyledir: "Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, İki Mevlana-bir Sinan"... (Barış Manço / Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü / 1992)

    Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir...

    Barış Manço spikere sorar: "Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?" Spiker: "General......." Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır, "General.....",

    "Amiral...........", "Komutan............." Spikerin bu "Falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan" cevabından sonra, bu sefer de Barış

    Manço cebinden Türk paralarını çıkarır... Spikere derki: "Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy dur. Şairdir... Bu fotoğraftaki kişi Mevlana dır. Düşünürdür... Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet dir. Adaletin sembolüdür... Bu paradaki kişi ise Atatürk tür. "Yurtta barış, dünyada barış" diyen kişidir... Bizim paralarımız bunlar...

    Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına "şairlerimizin", "düşünürlerimizin", "bilim adamalarımızın" fotoğraflarını bastık...Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!" der...
  • bütün o yollardan tek başıma geçtım Naz dilek bezleri asılı ağaçların altından
    yazıtı çalınmış çeşmelerin başından
    gümüş yüzüklü parmaklarından Anadolu'nun

    bütün o yollardan tek başıma geçtim Naz koyup başımı sise yemyeşil uykular uyudum Kaçkariar'da
    uçan kemençeler gördüm düşümde ve tombul memeli kızlar
    Sinop’ta yüzme bilmeyen yavru tekneler yapıyordu
                    hünerli elleriyle Doğan Usta Amasra denizden yatağına uzanmıştı
              saçlarını dağıtmış bir prenses gibi Ordu yaylalarında ateşböcekleri yağdı bir gece üstüme sandım ki çocuğum. bahçemize inmiş yine yıldızlar dağılmamış çaydanlığın buharı üzmemiş annemi babam Göynük’te bir sokağa vermişler adımı, soyadımı unutmuşlar kimse tanımadı orda yürürken bu yüzden beni olsun. dedim içimde gezinen bahara olsun, saat kulesi arkadaşım ya, yeter bana

    bütün o yollardan tek başıma geçtim Naz

    beyaz bir Selçuklu atının sırtında girdim Saruhan’a dönerken semazenlerle mavi bir kelebek olup uçtum öidürdü beni taşlarda yankılanan neyin sesi

    Koza Han’a baharat indiren develerden

    ipek Yolu’nun haritasını istiyordu ipekböcekleri oysa bilmiyordu, bilmiyordu kimse gelip gittiği yeri

    bütün o yollardan tek başıma geçtim Naz

    beyaz bir Urartu aslanı gibi karşıma çıktı kar altında Van şeker olup düştüm bir bayram sabahı

    Çataklı çocukların buz tutmuş avuçlarına

    Ağrı Dağı’nı başı bulutsuz gördüm ki kışın

    diz çöküp af diledim tırmandığım bütün dağlardan Doğu Beyazıt'ta kardanadam yapıyordu bir kız babasına benzemediğini bile bile

    Hakkari yolunda Tilma’nın ellerini kesiyorlardı Hoşap Kalesi'nin benzerini yapmaması için bilmiyordu barbarlar

    sonsuz kökleri vardır

    yaratan ellerin

    bütün o yollardan tek başıma geçtim Naz

    Hasankeyf’ten tutsak bir kartal gibi baktım Dicle'ye

    Harran’da Samanyolu’nu sırt çantama doldururken yıldızların şiir okuduklarını duydum

    ve ağladım huğların arasında

    uzaklarda kavalını gömen bir çoban

    silahını gömen bir dağlı

    sevdiğini gömen bir kadın

    Gaziantepli sedef kakma ustaları

    Alleben'in sularına bırakıyorlardı

    yaptıkları küçük sandıkları içlerinde ben sen

    nerdeysen

    bütün o yollardan tek başıma geçtim Naz

    son cırcırböceğini dinledim Fethiye'de

    _ kayalıklardan bakarken Kelebekler Vadisi'ne bağırdım avazım çıktığı kadar:

    “Yaşasın Akdeniz! Yaşasın Likya!"

    İztuzu’nda burnunu öptüğüm denizkaplumbagası “aşk bir kumdur" dedi bana,

    “sıcacık bir kum, denize bakarken güneşi unuttuğun"

    bütün o yollardan tek başıma geçtim Naz yanımda

    bana yazdıgın

    ve açmaya cesaret edemediğim mektupla dilerim ki bir rüzgâr gibi geç dünyadan bir rüzgâr gibi _

    bütün aşk mektuplarını birer birer açan
    Kolektif
    Sayfa 33 - Akgün Akova