"Her şeye alışmışım yaşamaktan yana, Sefaya, cefaya, ölene, doğana, Kuş cıvıltısına, insan hıçkırığına. Alışmış kimimiz yalnayak yürümeye, Kimimiz kuru ekmeğe; Göğüs germeye, sabretmeye. Alışmışız yaşayıp gitmeye..."
"Tabutçu, ölçünü büyük tut, büyük! Çocukların öldüğünü istemem..."
Reklam
"Kim bilir kaç günü kaldı Ömrümüzün?"
"Gün gelir, hatırlamak bile bir acı olur. Gençlik aşkı, sevinci, daha dünkü ümidi... Yumruklasan göğsünü bir boş yankı duyulur. Gün gelir, en gür çeşmeler damla damla kurur. Bakarsın, bir yazın ağaçlarında şimdi Üç-beş kuru yaprak çırpınır durur."
"Bütün kaybolmuşların bir gün beraberinde, Görecek miyim tekrar yirmi yaş baharını? Hiçbir şey yok olmamış, her şey yerli yerinde, Rabbim, verecek misin o bitmeyen yarını?"
"Yaşamak bundan sonra, katlanılmaz eziyet. Bir şey istemiyorum, ne teselli ne umut: Hareket edeceğiz!.. Kalbim, dünyayı unut."
Reklam
Reklam