terk edilmeye yalnız bırakılmaya o kadar alışmıştım ki en sonunda kendi kendimi yalnızlığa mahkum etmiştim yalnızlıktan başka bir şey hak etmediğime inandırılmıştım
ben hiçbir zaman denge nedir bilen bir insan olmamıştım benim için düzlük yoktu tüm hayatım yokuş aşağı ve yokuş yukarı geçmişti "ya hep ya hiç"hayatımın özetiydi
herkes gidiyor ve ben acılarıyla geride kalıyordum birilerine veda etmekten o kadar çok yorulmuştum ki kalbimin içinde bir yerlerde birilerine veda etmek için elini kaldıran ruhumu artık yorulmuştu
yaşadığım ve sevdiklerimin yaşadığı her şey için kendimi suçluyordum sanki onların tek suçu benim yakınlarımda olmalarıydı sanki ben kaybetmeye ve kaybettirmeye mahkumdum mutsuzluk saçıyor gibiydim bana dokunan herkesi mutsuzluğa sürüklüyor eninde sonunda kayboluşa çekiyordum