Böyle sağlıklı bir kişinin yanında nelerin konuşulup konuşulamayacağı, kendisine nasıl davranılması gerektiği bellidir. Psikolojik sınırların, bir ailenin, bir ülkenin sınırları gibi korunması gerekir.
Utanca boğularak yetiştirilen kişi bu utancın verdiği azabı duymamak için savunma mekanizmaları geliştirir. Bu savunma mekanizmaları sayesinde kişi içindeki boşluğu ve anlamsızlığı unutmaya, kendisi için daha az acı verici ayrı bir dünya yaratmaya çalışır.
“Korku merkezli din anlayışı" nın baskın olduğu bir aile ortamında yetişen çocuk, kendine özgü doğal her şeyden utanç duyacaktır.
Bu dersler, körü körüne inanmayı amaçlıyordu ve kendimize özgü düşünmeyi yasaklıyordu. Bunu yapmazsak ne olacaktı? Sırat köprüsü vardı; sürekli yanma vardı.
İki anım var bu yıllarla ilgili; birincisi şöyle:
Tanıdığınız birinin kızının evleneceğini duyduğunuz zaman aklınıza gelen ilk soru, " adam ne iş yapıyor? " ise, siz de bu kültür değerlerinin etkisi altında davranıyorsunuz demektir; " nasıl bir kişi imiş? " " nasıl bir karakteri varmış? " gibi sorular da sorulabilirdi.