1609 yılında I. Ahmed'in ilan ettiği adaletname, o zamanki ağır anarşi durumunu yansıtır. Bu adaletnamede, Anadolu ve Rumeli'de bulunan beylerbeyi, sancak beyi ve kadılara şöyle denmektedir: Siz vilâyeti dolaşıp suçluları izleme göreviniz için değil, fakat yalnız kanûna aykırı olarak halktan para toplamak için devre çıkmaktasınız. Bu amaçla gereğinden fazla atlı ile bizzat yaptığınız bu "devir"ler sırasında şu yolsuzlukları yaptığınız duyurulmuştur: Birisi ağaçtan düşmüş olsa, siz buna bir katl süsü vererek o köye gidip yerleşiyor, sözde katili ortaya çıkartmak için köylüleri zincire vurmak veya dövmek suretiyle onlara kötü muamele yapıyor- sunuz. Öşr-i diyet adı altında yüzlerce altın veya guruş aldıktan başka, salgun adı altında köylüden ücretsiz at, katır, arpa, saman, odun, ot, koyun, kuzu, tavuk, yağ, bal vesair yiyecek topluyorsunuz. Hâs gelirlerinizi de ölçüsüz olarak voyvodalarınıza iltizama veriyorsunuz. Onlar da, çok sayıda atlı ile devre çıkıyor; hâslarınızdaki gelirleri defterde yazıldığı gibi kanûna göre almakla yetinmiyor, keyiflerince almaya çalışıyorlar. Onlar, suçlu araştırma bahanesiyle, sıradan köylerden başka, bağışıklığı olan pâdişah hâssı, evkaf ve emlâke dahi giriyorlar; her bir köyden, fazladan ayda otuz kırk altın istiyorlar. Padişah onlara hitapla, siz beyler ve voyvodalarınız, eşkiyanın hakkından gelecek yerde onlardan para alıp serbest bıraktığınız için yüz bulan eşkiya, gruplar halinde reâya üzerine düşmüştür. İşte bu gibi zulümler benim kulağıma kadar gelmiştir.
Adâletnâme şöyle devam etmektedir: Sizleri beylerbeyi ve sancak beyi tâ'yin etmekten, hâs vermekten amaç, devre çıkıp mal toplayıp memleketi harap etmeniz için değildir. Orada Şerîat ve kanun hükümlerini yerine getirmek ve hiç kimseye zulüm yaptır- mamak, ortaya çıkan ve düzeni