Çıktığı dönem ortalığı kasıp kavurmuş bir kitabın yorumunu yapıcam bugün:
"Beyaz Leke".
Kitaplarla burda buluşacaklar için hoş geldiniz...
Konusunu özetleyecek olursam, hüküm giymiş bir mahkumun önemli bir kimliğe sahip bir avukatı tehdit ederek kendi avukatı yapmasını ve sonrasında oluşan bu zorunluluğun aşka dönüşmesini okuyoruz. Tabi ki kurguyu besleyen birçok öge var ama hikaye Tugay Demir Çeviker ve Eftalya Atalar'ın etrafında dönüyor.
Önce olumlu eleştirilerimden bahsetmek istiyorum. Çiftin kimyası 100 km öteden belli oluyordu. Ki ben yakıştıramadığım çiftleri okuyamıyorum. Kitap orda bitiyor benim için. Mıç mıç bir çift değiller öncelikle ve slowburn diyebiliriz sanırım kitap için. Eftalya mfc olarak okumaktan fazlasıyla keyif aldığım güçlü bir kişilik. Yaşadıklarına rağmen ayakta durmayı başarmış ve Tugay'ı takdir etmemi sağlayan en önemli şey ise her şey bittikten sonra kendini öldürmeyi planlamasıydı. Bence gerekçesi de çok doğruydu, ki olması gereken de bir noktada buydu. Her ne kadar yaşadıkları onu bir katile dönüştürmüş olsa da...
Kitabın aksiyonu boldu, en sevdiğim özelliklerinden biri de bu oldu. Dur durak bilmeyen kaçışlar, kovalamalar, planlar, kavgalar, dövüşler... Kitaba oldukça heyecan katmıştı. Yer yer durgun ilerlese de 768 sayfalık bir kitap için oldukça akıcıydı.
Şimdi de olumsuz eleştirilerimden bahsetmek istiyorum. Tugay Demir Çeviker kurgudan başka bir şey olamayacak bir mmc. Eftalya'nın gözyaşı kadar bina patlatması, sırf Eftalya'yı kıskandığı için bazı sahnelerde örgütü ve hayat amacını hiçe sayacak hareketlerde bulunması yıllardır gizlice intikam planı yapan bir insan için tamamen saçmalık. Aralarındaki aşk ilişkisi gereği kitapta böyle sahneler olmasına karşı değilim ancak öyle sahnelerde örgütü hiçe sayar gibi davrandı ki