Yani şair için ruhu olmak bir şey ifade eder. Bir gerçekliğin, bir hakikatin olması meselesi vardır. Bu durum şahsî amaç ile hayata ve kendi benine bir anlam yükleme, dünyada kendini konumlandırma ile bağlantılıdır. Bunun gerçekleşmesi için insan kendine bir şahsî hedef, dava yüklemelidir. Kendini, kendi benini aynada iskeletini görecek kadar hesaba çekmelidir. Yoksa hayatın akışı içinde insan eriyip gider. Yani kendi beni, öteki olan herkes ile Heidegger’in tabiriyle (das Man) Herkes’leşir (Heidegger, 2021, s. 199). Yani kişiliksizleşir, omurgasızlaşır, “O” olur. Bu modern hayatın fenomenlerinden (görüngülerinden) bir diğeridir. Kalabalıklar ve kalabalıklarda kaybolmak, benliksiz/kimliksiz olmak, tektipleşmek.
Ruhu olmaksa bunların dışına çıkmayı, hayatı farklı bir yerden görmeyi sağlayan bir şeydir. Yani ben’in kendinin ve hayatın gerçeklerinin farkına varması meselesidir. Ben ötekileşmemişse ve sıradan, bayağı meselelerle meşgul olurken bile kendi ben’liğini korumuşsa ortaya bir ‘ruhu olmak’ meselesi çıkar. Bunun zıddıysa sistemlerin, kurumların, dişlilerin arasında, insana tanınan mahdut dairede, sanki özgür-farklı-özel biriymiş intibaında yaşanan aşırı tektipleşme, mecburiyetlerin ve modanın çatısı altında bir şeylere kanalize edilmedir. Modern hayatın insanlara kabul ettirdiği en büyük yanılgılardan biri de insanların aşırı derecede farklı olduklarını düşünerek tektipleşmeleridir.
Ben herkes ile Herkes’leşmişse bu herkes tam olarak kimlerdir diye bir soru sorulabilir, buna cevap olarak Heidegger: “Herkes bir başkasıdır ve kimse kendi değildir. Gündelik Dasein kim diye sorulduğunda cevap herkes’tir. Herkes, Dasein’ın beraber-olmaklık içinde kendini zaten ona teslim ettiği hiç kimse’dir.” (Heidegger, 2021, s. 202). Bu yüzden de Herkes’leşerek, ötekileşerek benliği