Safiye Önal

Safiye Önal
@safiyeonal
Yaşayan Klasiğimiz Mustafa Kutlu kitabının yazarı.
Yazar/Öğretmen/Editör/Eğitimci
Yüksek lisans
İstanbul
Aksaray
23 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Sizin iyi bir okur olduğunuzu biliyorum. Tarık Buğra’ yla ilk, okuru olarak mı kesişti yollarınız. Tarık Buğra adını, ilk defa, babamın eve getirdiği bir gazetede gördüm ama günün sosyal ve politik meselelerini konu edindiği yazıları ben okumazdım. İlgimi çekişi, Küçük Ağa romanının gazetede tefrika edileceğini duyuran ilanı görüşümden sonradır. Adı belirtilen romanda Kurtuluş Savaşı’mızın hikâyesinin anlatılacağı duyuruluyordu. Tarih derslerini seven meraklı bir çocuk olarak tefrikayı okumaya başladım. Romanda anlatılanları tam olarak kavrayamasam da sonuna kadar okudum. Gerçek edebiyat anlamında okuduğum ilk roman odur, ama o sırada 12-13 yaşlarında bir çocuk olarak o romandan içimde kalan şey, sıcacık bir duygudur. Romanı anlamam ve sevmem daha sonraki yıllardadır. Bir yazarla kurduğum bu çocuksu ilişki zamanla zihinsel bir bağa hatta bağlılığa dönüştü, Tarık Buğra da her yeni eserini heyecan ve sabırsızlıkla beklediğim bir yazar oldu.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Ben artık en iyi dost kazanma sanatının düşman kazanma sanatını öğrenmek ve uygulamak olduğuna inanıyorum. Belki zor, belki çetin ve acılarla yüklü bir yol; ama gerçek dostluklar edinmenin ve onlara lâyık olmanın güzel yolu! Deneyen birisi, özellikle gençlere söylüyor: Deneyin. Değer. Diyor Tarık Buğra “Düşman Kazanmak Sanatı” kitabı için yazdığı önsözünde ona bu cümleleri kurduran ne idi? Bu konudaki düşüncelerinizi dinlemek isteriz. Tarık Buğra, edebiyat ve basın dünyasına adım atar atmaz bu çevrede ilişkilerin yapılan işin kurallarına ve gereklerine göre değil, kişisel çıkarların uyuşmalarına ya da çatışmalarına göre yürütüldüğünü gördü. Mizacına ve yazarlık anlayışına aykırı gelen bu tutumu onaylamadığı ve “karşı çıkarsam benim kaybım ne olur” diye hiç düşünmeden eleştirdiği için düşmanlar kazandı, yazdıklarına fikren karşı çıkamayanların, kişiliğini hedef alan saldırılarına uğradı. Buna rağmen inandığını ve doğru bulduğunu söylemekten vazgeçmedi, kimseye boyun eğmeden, seçtiği yolun, aç ve işsiz kalmak dâhil bütün meşakkatlerine katlandı. Uğradığı bütün haksızlıklara, dışlanmalara, görmezden gelmelere rağmen on yedi yaşındayken aldığı “Yazar olma” kararından hiçbir zaman pişmanlık duymadı. Yukarıdaki cümleleri, inandığını ve doğru bulduğunu söylemenin bedelini seve seve ödemiş ama sonunda çıktığı yolculuğu “Alnında lekesi olmayan bir yazar” olarak tamamlamış biri olarak açtığı yoldan yürüyecek gençlere söylüyor.
1000Kitap
Tarık Buğra'nın eşi Hatice Bilen Buğra Hanımefendi ile bir röportaj yapmıştım. Hece Dergisinin 336.sayısında mevcut merak edenler oradan okuyabilirler. Oradan bazı bölümleri paylaşmak istiyorum. "28 Kasım 1994 tarihinde Türkiye gazetesindeki köşesinde çıkan “Yapılacak Son Şey “başlıklı son yazısında şu cümleleri dökülür kâğıda gönlünden.” Benim başaramadığım şey ölüm değil, Tarık Buğra ile dostluk kurmakmış anladım. Ve yapacağım son işin bu dostluğu kurmak olduğuna hükmettim; çünkü bu dostluğu gerçekleştiremezsem huzura kavuşamayacağıma, bu yüzden ölümle dostluğumun da tamamlanamayacağına inandım. Önümüzde çok az zaman kaldı; hiç değilse bu süreci sadece ona ayırayım. Yani, Allah’a ısmarladık Babıali!” Ne dersiniz, bunu başarabildi mi, huzura kavuştu mu Tarık Buğra? Bunu son yolculuğunda da hep yanında olan sizden dinlemek isteriz. Tarık Buğra, notlarından birinde; “Bir iş adamı, politikacı yapmak istediğini yapmış olarak, hiç değilse öyle sanarak göçebilir bu dünyadan; fakat yapmak istediklerini yapmış olarak veya yaptım diyerek giden bir tek sanatçının yaşadığını ve yaşayabileceğini sanmıyorum. EN ÖNEMLİ ESERİMİZ DAİMA YAZACAĞIMIZDIR” diyor. Yazmaya başladığı, ama tamamlamaya ömrünün yetmediği “Güneş Rengi Bir Yığın Yaprak” adlı romanı ilk otuz sayfasıyla çalışma masasının üzerinde kalmışken huzura kavuşmuştu denilemez, değil mi?"
1000Kitap
Yaşayan Klasiğimiz Mustafa Kutlu
Büyük Ağa Tarık Buğra kitabında "Bir yazar hakkında eserlerini okuyarak edindiğiniz kanaatler, çoğu zaman ,kendisini şahsen tanıdıktan sonra edindiklerinizle örtüşmez; bu yüzden hayal kırıklığına uğrarsınız. Ben Tarık Buğra'da bu hayal kırıklığını yaşamadım." diyor Kıymetli yazar Beşir Ayvazoğlu. Ben de aynı şeyi Yaşayan Klasiğimiz Mustafa Kutlu'da yaşadım. Hayal kırıklığı yaşamak şöyle dursun onu tanıdığım ilk andan itibaren Muhterem Mustafa Kutlu Hocamda ve onun şahsında güzellik dışında hiçbir şeye şahitlik etmedim.
1000Kitap
MAVİ KUŞ /MUSTAFA KUTLU
“Erzurum’da o zaman, nüfus fazla değildi. Şehrin havası kirlenmemişti, temizdi. Çeşmeler çok meşhurdur, çok müthiş suları vardır, çeşmelerden akan. Sonradan o sular kirlendi, bilmem ne oldu. Şehirde henüz faytonlar çalışıyordu, taksi falan çok azdı. Üniversiteye gelip giden, belediyenin otobüsü de yoktu. Bir tane eski bir otobüs vardı, talebeleri o taşıyordu. Şoförü delikanlı bir adamdı, onun otobüsü yani, üzerinde de mavi kuş yazıyordu.Mavi Kuş Hikâyesi oradan gelmedir, benim “Mavi Kuş” hikâyesi." Mustafa Kutlu
1000Kitap