“Ben artık en iyi dost kazanma sanatının düşman kazanma sanatını öğrenmek ve uygulamak olduğuna inanıyorum. Belki zor, belki çetin ve acılarla yüklü bir yol; ama gerçek dostluklar edinmenin ve onlara lâyık olmanın güzel yolu! Deneyen birisi, özellikle gençlere söylüyor: Deneyin. Değer. Diyor Tarık Buğra “Düşman Kazanmak Sanatı” kitabı için yazdığı önsözünde ona bu cümleleri kurduran ne idi? Bu konudaki düşüncelerinizi dinlemek isteriz.
Tarık Buğra, edebiyat ve basın dünyasına adım atar atmaz bu çevrede ilişkilerin yapılan işin kurallarına ve gereklerine göre değil, kişisel çıkarların uyuşmalarına ya da çatışmalarına göre yürütüldüğünü gördü. Mizacına ve yazarlık anlayışına aykırı gelen bu tutumu onaylamadığı ve “karşı çıkarsam benim kaybım ne olur” diye hiç düşünmeden eleştirdiği için düşmanlar kazandı, yazdıklarına fikren karşı çıkamayanların, kişiliğini hedef alan saldırılarına uğradı. Buna rağmen inandığını ve doğru bulduğunu söylemekten vazgeçmedi, kimseye boyun eğmeden, seçtiği yolun, aç ve işsiz kalmak dâhil bütün meşakkatlerine katlandı. Uğradığı bütün haksızlıklara, dışlanmalara, görmezden gelmelere rağmen on yedi yaşındayken aldığı “Yazar olma” kararından hiçbir zaman pişmanlık duymadı. Yukarıdaki cümleleri, inandığını ve doğru bulduğunu söylemenin bedelini seve seve ödemiş ama sonunda çıktığı yolculuğu “Alnında lekesi olmayan bir yazar” olarak tamamlamış biri olarak açtığı yoldan yürüyecek gençlere söylüyor.