• "Bunlar aynı manastır hayaletleridir." Henüz içinde birkaç teknik buluştan başka hiç bir zekâ marifeti olmayan bir dünyada, nenin nesi olduğunu bilmeyen insanın, üç asırda bir değiştirdiği doğmaların hiçbirini ispat edecek durumda olmadan giriştiği bütün akide savaşlarının birbiri kadar çirkin olduğunu anlattı: "Bunlar aynı manastır kavgalarıdır." Hangi akidenin misyoneri olursa olsun, İncil veya Kur'ân diliyle konuşan eski, yeni, sağ, sol bütün ideolojilerden herhangi birinin içine kapanmış adamın bir Budist rahipten bir santim daha yüksek bir düşünce şerefine sahip olmadığını söyledi: "Bunlar aynı manastır papazlarıdır." Ve ayağa kalktı: "Anlaşıldı mı, dostum?"
  • Bir oturma odasında bulunması gereken mobilyalar haricinde odanın sağ köşesinde bir yazı masası, sol kapının yanında bir Türk divanı, duvarlarda ise kitaplarla dolu raflar var. Kitaplar pencere kenarlarına ve sandalyelere yayılmış. Akşam vakti.
  • Sol-sağ... Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. Toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı. Sol'un halk vicdanında yarattığı tedailer: casusluk, darağaçları, Moskova; sağ'ın , müphem, sevimsiz, sinsi bir -iki hayal. Hristiyan Avrupa'nın bu habis kelimelerinden bize ne?
  • "Uykusu çok olanın ruhu hasta, işi zordur".
    Uykunun en iyisi 5 saati geçmeyendir. Yetişkin bir insan için 6 saat uyumak normaldir. Çocuklar, ağır çalışanlar, hasta ve zayıflar 7-8 saat uyuyabilirler. Akşam yemekten 2-4 saat sonra, saat 22:00-23.00'den 04.00-05:00'e kadar olan süre uyku için ideal bir zaman dilimidir. Hiç olmazsa, saat 24.00'e kadar yatılmalı ve güneş doğmadan kalkılmalıdır.
    Hazreti Ömer (r.a.) "Sabahın erken vaktinde uyumaktan sakınınız! Zira ağız kokusu, ruhi dengesizlik ve tabiat (mizaç) bozukluğu meydana getirir." Ayrıca "Uyku, kuşluk vaktinde uyuyana akıl noksanlığı, ikindide uyuyana ise delilik getirir" demiştir.
    Güneş doğmadan kalkmak ve güneş batmadan uyumamak çok önemlidir, çünkü bu saatlerde bütün organları ve sistemleri faaliyete geçiren hayati hormonlar üretilir. Uyku halinde tüm işlemler yavaşladığından hormonlar da yeterli derecede üretilemez. Böylece fazla uyku hormon denge- sizliğine ve buna bağlı hastalıklara, ayrıca psikolojik rahatsızlıklara sebep olur. Sağlıklı insanlar uyurken nefes sayısı ve derinliği azalır, sağlıklı bebekler gibi sessizce nefes alıp verirler. Sağlıklı olmayanlar ise uyku esnasında derin nefes alıp verirler. Saatlerce derin nefes alıp-verme ile vücudun oksijen-karbondioksit dengesi bozulur. Bu dengesizlik de bazı hastalıklarla birlikte astım hastalığına yol açar.
    Yatak sert, yastık yeteri kadar yüksek, yorgan veya battaniye yumuşak ve hafif, odanın havası taze ve serin olmalıdır. En iyi uyuma şekli sağ yana yatarak uyumaktır. Baş göğse doğru eğik, dizler karna doğru çekik, kollar göğse bitişik halde uyumak en iyi pozisyondur. Bu pozisyon kalbe, kan dolaşımına, enerji dolaşımına ve hazmedilmiş yemeğin mideden bağırsağa inmesine kolaylık sağlar. Ayrıca, uyku esnasında vücuda bir zarar gelecek olursa, iç organlar bu pozisyonla muhafaza edilmiş olur.
    Hazmı zayıf olanlar, önce sol, sonra da sağ yana yatma ihtiyacı duyarlar. Omurga problemi yaşayanlar, kas ve iç organları zayıf olanlar ve yaşlı insanlar ise sırtüstü yatarlar. Hasta ve yaşlılar, çene kasları zayıf olduğu için, genellikle ağzı açık uyurlar.
    Alçak yastıkla sırtüstü yatarken geniz akıntıları kesilir, yüksek yastıkla sırtüstü yatarken akıntı burun yerine, boğaza, akciğere ve mideye akar. Geniz akıntısı yakıcı ve zehirli olduğundan, dışarıya akamazsa, sinüslerde iltihaplanmaya ve baş ağrısına sebep olur. Boğaza akarsa, bademcikler ve ses telleri rahatsızlanır, boğaz ve yemek borusunda yanma ve yaralar meydana gelir. Mideye akarsa, mide bulantısına ve mide hastalıklarına, akciğere akarsa, akciğer hastalıklarına yol açar.
    Yüzüstü yatış pozisyonuna ise eski alimler "şeytan yatışı" derler, bu pozisyonda yatmayı yasaklarlardı.
    Yatmadan evvel bol ve karışık yemek yiyenin midesinde üretilen enzimlerden tükürük bezleri de etkilenir, tükürük çoğalarak uyku esnasında ağızdan akmaya başlar. Bağırsak kurtları da tükürük bezlerini aynı şekilde etkiler. Bağırsak kurtları için tavsiye edilen tedaviyi uygulayan, beslenme alışkanlıklarını düzelten ve az yiyen, yemekten en az 3-4 saat sonra uyuyan kimse tükürük akıntısından kurtulur.
    Uykuda horlama, uykudan önce yeme alışkanlığından, hazımsızlıktan, kabızlık ve gazdan, kalın bağırsak bozukluğundan ve genişlemesinden, küçük dil şişliğinden ve kalp zayıflığından kaynaklanır. Sirke içinde şap eritilerek veya sirke içinde nar kabuğu kaynatarak gargara yapılırsa küçük dilin şişliğini alıp küçültür ve horlamayı azaltır.
    Bağırsak tedavisi yapanlar ve yemeği azaltanlar şiddetli horlamadan kısa zamanda kurtulabilirler, ancak hafif horlama devam eder. Arap alfabesindeki "ayn" ve "ğayn" harflerini doğru telaffuz ederek, Kur'an-ı Kerimi nefes kontrolüyle okumaya çalışan kimse bu dertten de kurtulabilir. Ancak tabiata uygun olmayan, hazır yiyecekler ve sağlıksız gıdalar tüketenler, tıka basa yemek yiyenler, yemekten sonra meyve yiyenler, horlama probleminden kurtulamazlar.
    Uyurken karabasan gelmesi ve kabus görülmesi, beyinde kan ve su dolaşımının bozukluğunun işaretidir. Karaciğer, kan ve damar temizlemelerini yapmak, saunaya gitmek, hacamat yaptırmak, sülük tutturmak bu durumdan kurtulmak için yeterli olabilir.
    Uykuda dişleri gıcırdatan yetişkinler sara hastalığına yakalanma riski taşırlar. Çocukların uykuda diş gıcırdatması ise yaş ilerledikçe geçer. Kışın güneş ışığının azlığından, yemeklerin ağırlığından uyku çoğalır. Ancak beslenme kurallarına uyan ve oruç tutanların durumu kışın da değişmez.
    "Az ye, rahat uyu!" (Atasözü).
    Çok uyumaktan kurtulmak için yemeği azaltmak, saunaya gitmek, anason, keten tohumu, kimyon ve sinameki kullanmak gerekir.
    Uyuma zorluğu çekenlere ise hamama gitmek, uykuya yatmadan önce bal şurubu, yulaf suyu veya arpa suyu içmek, veya çimlenmiş arpa yemek, kafa derisine zeytinyağı sürmek, reyhan ve kediotu koklamak ve hacamat yaptırmak iyi gelir..
  • Ben rüya görmem nedense
    Ama seni gördüm düşümde,
    Uyanıverdim birden
    Karanlığın kucağına..
    Olduğu gibi yazıyorum;
    Sıcağı-sıcağına


    Uyandım,
    Ki her şey, simsiyah ve sessiz.
    Öylece kaldım,
    Her şey simsiyah ve renksiz.
    Kapkara kaldım.
    Işığı yaktım, yazdım:
    Tüm sen'li, tüm sensiz.


    Birden sen ..
    Sarılar giyinmişsin,
    İki parça (yani döpiyes)
    Bir iskeledeyiz,
    Vapur kalkmak üzere,
    Telaş ardında herkes.
    Gazete alıyoruz.
    İskele sergisinden.


    Sarılar giyinmişsin, (tayyör),
    Bir beyaz gömlek, düğmeleri sedef.
    Önüne bakıyorsun
    Yapmacık gülümseyerek.
    (Beni görmüşsün belli)
    Ama bakmıyorsun (gülerek).
    Sağ elinde çanta, tütün rengi.
    Sol elinde bir çiçek,
    (Olduğu gibi)


    Bir sürü insan, (birbirine benzemiyor).
    Bir sürü gazete, (birbirine benzemiyor).
    Bir sürü haber, (birbirine benziyor).


    Bakıyorum , yüzün beyaz , bembeyaz,
    Nedense.
    (Ama güzelsin)
    Bir yerde bir şey unutmuşum
    Bense.
    Sen vapura binip gidiyorsun.
    Ben (binmiyor değil), kalıyorum..
    Gidiyorsun, kalıyorum (nedense).
    Görmemiş oluyoruz birbirimizi.


    Uyanıyorum
    Karanlığın kucağına..
    (Hepsi olduğu gibi),
    Bunları yazıyorum;
    Sıcağı-sıcağına. 
  • 241 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bir insana birşeyi öğretmenin yolu ona ne yapması gerektiğini söylemek değildir, bu bir işe yaramaz. Doğru olan ona yol göstermektir.
    Bu yüzden ki bize direkt neyi nasıl yapmamız gerektiğini söyleyen bir kitabın sağ kulak ve sol kulak delikleri arasından ceyeran yapmasından öte hiçbir manası yoktur ancak yaşanmışlıkla yol gösteren kitaplar yazılabilmişse bunlar faydalı olabilir ya da belirli bölümlerinden ders almak mümkün olabilir, çeşitli zamanlarda çeşitli yerlerde okunduğu zaman birşeyler ifade edebilir ve kişinin ruhu ve bedeni arasındaki bağlantıyı güçlendirir ve dolayısıyla bir nevi kendine dönüşünü sağlar.
    İşte bu kitap bassettiğim o nitelikte...
    O kadar bizsel satırlar barındırıyor ki, bir an yazarın beyninizi okuyup olduğu gibi satırlara aktardığını düşünüyorsunuz.
    .
    Yazarın yaşanmışlıkları, hayat dersi verecek düşündürtüp sorgulatacak kısa hikayeleri, ünlü düşünürlerin sözleri ve atasözleri ile pekiştirdiği bu muazzam kitabı kişisel gelişim severlerden çok sevmeyenlere tavsiye ediyorum.
    Sizi temin ederim ki bu kitaptan sonra fikriniz çok değişecek.
  • Düşündüm sol kolları kesik insanların
    Ne denli mahir olduklarını sağ kollarında