Ana karakter Zebercet üzerinden yazılan aslında küçük ama çok büyük bir kitap.
Zebercet bunca rengin, duygunun, dokunun olduğu bir hayatta yapayalnız. Birçok duygudan yoksun. Ne hissetmesi gerektiğini bilmiyor, bu duyguların varlığını bile bilmiyor belki.
Ailesinden ona bir hayat kaldı ve o da onu yaşıyor. Ama aslında yaşayamıyor.
Yaşamak için zihnindeki karakterlerle konuşmalı, onlarla zihninde yaşamalı.
Hatta fantezilerini yaşamalı o karakterlerle.
Çünkü Zebercet'in gerçek yaşantıda bunu yaşamayı isteyebilecek cesareti bile yok.
Zebercet kendine güvenin bile ne olduğunu bilmiyor. Çünkü hayatı boyunca büyüklüğünden bağımsız "bunu ben yaptım lan!" diyebileceği bir şey yok. Çünkü o sadece ne yapması gerektiğini bilen biri.
Ne yapmak istediğini bilmiyor. Öylesine kendinden soyut ki bedeni ve ruhu birbirine yabancı.
Hiç arkadaşı yok. İletişime geçip iki güzel laflaşabileceği ( ki zebercet zaten bunların ne demek olduğunu da bilmiyor ama bu konuda çevresinden de bir artısı olmamış.) birileri yok.
Ve Zebercet'in tek zevk aldığı şey cinsellik.
Kiminle yaşadığının da bir önemi yok.
Tek zevki üzerine haliyle çok fazla düşünüyor. Öyle çok düşünüyor ki... Sürekli aklında. Ve çevresinden gördüğü her hareketi ona yorumlayabiliyor.
Neyse.
Zebercet dehşet sıkıntılı bir tip ve midemi bulandırdı. Zebercet gibileri kimseye denk gelmez umarım.