"Türkiye’nin Kürtleri şiddetle bastırması yıllardır büyük bir skandaldi. Bu skandal 1990’larda zirveye ulaştı. Göstergelerden birisi, Türk ordusu kırsal bölgeleri yakıp yıktıkça, 1990-1994 arasında bir milyondan fazla Kürdün buralardan gayri resmi Kürt başkenti Diyarbakır’a kaçışıdır. Türkiye’nin İnsan Haklarından sorumlu Devlet Bakanına göre iki milyon kişi evsiz bırakıldı ve Bakan bunun kısmen “devlet terörünün” sonucu olduğunu kabul etti. İşkence, binlerce köyün yıkılması, napalmlarla bombalamalar ve genellikle on binlerce olduğu tahmin edilen, sayısı bilinmeyen savaş kayıplarının (hiç kimse ölenleri saymıyordu) yanısıra, yalnızca Kürtlerin öldürüldüğü “esrarengiz cinayetler” (özel timlerin neden olduğu sanılmaktadır) 1993 ve 1994’te 3.200’e ulaşmıştı. Türkiye’nin yaptığı propagandada cinayetlerden Kürt terörü sorumlu tutuldu ve bu iddia ABD’de genellikle kabul gördü. Büyük ihtimalle Sırp propagandası da aynı uygulamayı izliyor. 1994 yılı Türkiye’de iki rekora tanıklık etti: Jonathan Randal’ın bölgeden geçtiği habere göre, 1994 “Kürt bölgelerinde baskının en çok arttığı yıldı” ve Türkiye’nin “Amerikan askeri teçhizatının en büyük ithalatçısı haline geldiği, böylece dünyanın en büyük silah alıcısı olduğu” yıl oldu."
Sayfa 57 - Aram Yayıncılık - Balkanlarda Kriz - "Standart bir argüman bir şey yapmak zorunda olduğumuzdur: Gaddarca eylemler sürüp giderken bir kenarda oturup bekleyemezdik. Argüman o kadar saçmadır ki, seslendirildiğini duymak oldukça şaşırtıcıdır."