Buluşmak istersen benimle aç hüzünlü bir aşk şarkısı dinle, benim favorim Zülfü Livaneli nefesim nefesine.
Bir film izle ya da ama sonu mutlu bitmesin. Kavuşamayan âşıklar için birlikte ağlayalım bir bardak sıcak çay eşliğinde. Hikâyemi okurken bana ağlıyormuş gibi hisset, kendine kendin için ağladığını itiraf edemeyerek. Kız bana, üstüne kendine duyduğun kırgınlığı da ekleyerek.
Tanıyamadınız mı hâlâ? Durun o zaman biraz daha izah edeyim. Hani söz gelimi aşkı, âşıkları küçümseyen, bunların boş işler olduğunu söyleyen ama yalnızlığıyla baş başa kaldığında kalbinde sakladığı unutulmaz aşkına ağlayan o asık suratlı teyze var ya mahallenizde, işte o benim. İzlediği her romantik filmde başroldeki kadını kendisi, erkeği ise unutamadığı sevdiği olarak hayal eden o hayalperest benim. Kitaplar, filmler mutlu sonla bitsin diye dua eden o iyi kalpli benim. Gülşah’la birlikte Gülşah için ağladım yazan binlerce kadından biriyim. Hâlâ mı tanıyamadın beni? Aynaya bak, ben biraz da sen değil miyim?
Yanaklarımı ıslatan gözyaşlarımın sıcaklığını hissettim bir süre sonra ve hızlı atan kalbimin sesini. Yavaş yavaş uyanıyordum sanki uykumdan ve rüya değil de gerçek olduğunu fark ediyordum yaşadıklarımın. Hani çok sevdiğiniz biri öldüğünde o ilk gece uykuya direnir ama karşı koyamaz uyursunuz ya ve kısacık bir süre sonra büyük bir kalp ağrısıyla uyanırsınız, tam olarak uykuyla uyanıklık arasında geçen o kısacık zamanda rüya zannedersiniz yaşadıklarınızı. İşte öyle bir şeydi o giderken ardında kalan benliğimin hissettiği…
Ülkede ne kadar hüzünlü kalp varsa sanki hepsi hüznünü bana emanet etmişti, öyle büyüktü kalbimde hissettiğim hüznün yeri. Öyle derindi ki içimdeki kara delik, dakikalar geçtikçe evreni kaplıyordu sanki.