Bazen sınırları duvarlarla karıştırırız - yani onları güvenliği ve etkinliği temin etmek için oluşturulmuş kurallardan ziyade zırh görevi gören, yapay (ve belki de gereksiz) engeller olarak görürüz.
Geçmişte yapabileceği farklı şeyleri düşünerek kendini delirtebilir insan. Ama bazen bana öyle geliyor ki, gerçekte kendi hayatımı yönetebilecek fazla gücüm yoktu. Demek istediğim, kendime hiçlikten yeni bir kişilik yaratamazdım. Olanlar başıma geliverdi işte.
Gelecek birkaç yüzyıl boyunca insan, çalışmak için pek de enerji harcamanın gerekmeyeceği zamanın gelmesini bekleyerek, enerjisinin çoğunu anlamsız işlerde harcamaya devam eder mi? Bu sırada insan ne duruma gelir? Hem çalışma saatlerinde hem de boş zamanında da gitgide daha çok yabancılaşmaz mı? Çaba göstermeden çalışma umudu, tembellik özlemine ve düğmeyle hükmetme hayaline dayanan bir kuruntu, üstelik de oldukça sağlıksız bir hayal değil midir? Çalışmak, insan varoluşunun, neredeyse tamamen anlamsız ve önemsiz kılınamayacak, asla da kılınmaması gereken temel bir bileşeni değil midir? Başlı başına çalışma biçimi, kişinin karakterini oluşurmada temel bir unsur değil midir? Tümüyle otomatikleşmiş çalışma, tümüyle otomatikleşmiş bir yaşama götürmez mi?