Dallar karanlığı soluyor, bataklıklar koca geceyi içiyor, ortalık uğulduyor, çıtırdıyor ve ben bu bitap düşmüş yaşama sanki bir hazineymişçesine tutunuyorum.
Anlıyoruz ki, helak olmak için ille de gökten büyük bir cezanın inmesine gerek yokmuş. Hiç belli etmeden, küçük küçük de gelebilirmiş helak. Ankıyoruz ki, bizim helakimiz, kendimizden başkası değilmiş...
Otobüs, daha şehrin dışına çıkar çıkmaz hiç vakit kaybetmeden kendi içime çekileceğim. Herkes gibi,benim içimde de hiçbir yere kaydedilmemiş bir günlük var. Yolun her bir kilometresinde o günlük, garip bir okunma hevesiyle açılıp duracak hafızamda. Açılıp duracak ve ben ileriye gittikçe geriye düşeceğim. Hayatımın arka sokaklarında dolaşmaya çıkacağım yol boyunca;istesem de kendimi alamayacağım bundan...