Ruhun Dirilişi

9,1/10  (33 Oy) · 
129 okunma  · 
40 beğeni  · 
2.027 gösterim
........

Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum.

Bir Diriliş Cephesi bulunduğuna ve kendimin de o cephede bir savaş adamı olduğuma, olmam gerektiğine inanıyorum.

Bu nasıl bir savaştır? Topla, tüfekle, bombayla, molotof kokteyli veya füze, nükleer silâh veya gazla yapılan savaş olmaktan önce ve öte, bir ruh savaşıdır. Ruhlar arasında olan bir savaştır. Bu savaşlarda bedenlerden, maddî vücutlardan Önce ruhlar, manevî vücutlar, yani varoluşlar düşer, tutsak olur, yenilgiye uğrar. Ya da tersine düşürür, tutsak eder, yenilgiye uğratır.

Bu bir zihniyet savaşıdır. Karayla akın savaşıdır.

Bu bir hayat tarzı, dünya görüşü, yani bir medeniyet savaşıdır.

Bedenimin, maddî vücudumun, benliğimin özü olan ruhumun bir aleti, bir kemanı, bir silâhı, bir donatımı olduğuna inanıyorum.

Düşmanı 12′den vurmak için kullanılan bir silâh.

.........
Şaşkan# 
 03 Mar 00:18 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sezai Karakoç'un bir kitabını incelemek zor oldu benim için. Yazar, farklı konularda tespitlerde bulunup ,öyle güzel duygulu bir tarzda ifade ediyor ki düşüncelerini ,incelemem de aynı duyguyu yakalayamamaktan çekindim. kitap 12 bölümden oluşuyor .1. ruhun dirilişi 2.dağ çağrısı 3.Hz Yusuf'un düşü 4.Allah ve insan. 5.Tapınma 6.Ağaçlar ve mezar taşları 7.insanın düşmanları ve şeytanın köleleri 8.Geçmişte ve geleceklere doğru İnanç 9. Gökle yer arasında insanın anlamı 10.Yaratılış sırrı. 11. Allah'a inanma bir müjdedir 12 ölümden sonra kalkış

1. Bölümde Tanrı ölmüştür diyen Nietzsche ve bu ruhu öldüren Marx'ın yanıldıklarından bahseder. Ruhun dirildiği çağlarda bize armağan edilen Kur'an 'ın Diriliş çağrısına şahit olan bütün belgelerin tek dayanağı olduğunu bildirir. O'na göre tarih; Kur'an'dan gelen Kevser'le abı hayatla yıkanacak ve dirilecek, insanlığın üstünde ruhun diriliş lambası yeniden yanacaktır .

Dağ 'ı bize, bazen ;Musa Aleyhisselam'ın Tanrı ateşini gördüğü yücelik, bazen Hira Ülkesi ,bazen Hz İbrahim'in erdiği mağara ,bazen de Hz İsa'nın masumluğunu vaaz eden dağ olarak gösteriyor .
Hz Yusuf'un düşünde ;peygamberlerin hasat çizgilerini Hz Yusuf'un hayat serüveninde izliyoruz , hicretle başlar gidiş ,fetih ile biter dönüş .
Allah ve insan bölümünde Sezai Karakoç ;"çağın kimyasıyla yakılmış olan ciğerine çekmeli Allah'a inanma aşkını insan "derken ;ölü toprağın yağmurda dirilişi yerin baharda yeşillenmesi gibi ,ölü insan ruhunun Allah'a inanmakla dirileceğini söyler bize .
Tapınma da ;Miraç'tan yükselişten bir iz olarak bize en güzel ,en özlü ve en eskimez tapınmanın namaz olduğunu anlatır. putlar ,peygamberlerin mirasçısı olan bir neslin dirilişi aşısıyla kırılmalıdır .

Sezai Karakoç, Allah'a inanmanın ölümden sonra dirilmenin bir müjde olduğunu anlatır .Dünya hayatını Ahiret hayatı metninin bir dipnotu olarak yorumlar. Yapıp etmelerimiz, adeta dünyaya ekilen ekinler gibi öteki dünyaya başak halinde çıkacaklar ve bizim öteki dünyadaki hayatımız, bu ektiğimiz iyi ve kötü tohumların sonucu olacaktır .

Zannımca ,öldükten sonraki hayat, ölüm, hiç bu kadar güzel anlatılamazdı .Yer altındaki tohum nasıl yer üstündeki ağaç halini ve güneşli dünyayı idrak edemezse, onu önceden düşünemezse, bilemezse ;bizde duygularımızla öteki dünyayı ölümden önce algılayamayız ve onu bu dünya ile ilgili olarak yaratılmış algılarımız ile bilemeyiz .

Ölüm son durum ,yok oluş değildir ,bir ucu fizik dünyada diğer ucu fizik ötesi bir alemde olan bir metamorfozdur .Mümin ölümü bir son gibi görmez ,o ebedi bir aleme başlangıçtır.