Martin Eden, Jack London’un yazmış olduğu yarı otobiyografik romandır. Romanda işçi sınıfından olan Martin’in burjuva sınıfından bir kıza aşık olup entelektüel, eğitimli, kültürlü insanların bir araya geldiği bu sosyal sınıfa dahil olmaya çalışması ve kendisini geliştirmesi anlatılmıştır. Kitapta sınıf farklılıkları, sosyalizm, yabancılaşma, kendini gerçekleştirme, makineleşme gibi konular işlenmiştir.
Sosyalizm, Bireycilik, Makineleşme
Jack London sosyalist olmasına rağmen Martin Eden bireycidir. Buradaki amacı ise sosyalizmi ve bireyciliği karşı karşıya getirerek bireyciliğin bencillik olduğunu göstermektir. ‘’Bana gelince ben bireyciyim. Yarışı en hızlısı, savaşı en güçlüsü kazansın. Biyolojiden aldığım, en azından aldığımı sandığım ders budur. Dediğim gibi ben bireyciyim ve bireycilik, sosyalizmin kalıtsal ve ebedi düşmanıdır.’’(s.298) Martin’in bu düşünceleri sadece kendi rahatını düşünmesinin bir kanıtıdır. Toplumun gelişiminden ve refahındansa kendi çıkarlarını önemsemektedir. İşçi sınıfından gelip o toplumun, bir zamanlar da kendi emeğinin sömürüldüğüne şahit olmasına rağmen işçilerin haklarını gözetmek için hiçbir çaba harcamamış, bunun aksine sosyalizmin bir hastalık olduğunu ve kendisinin bu hastalığa yakalanmadığını tüm benliğiyle savunmuştur. Çamaşırhanede çalışırken makinene yerine koyularak tüm gücünün sömürülmesi, ona empati duygusu kazandırmada yeterli olmamıştır. ‘’ Tüm zihnini işe veriyordu. Eli ve kafası durmadan çalışan zeki bir makine, mevcudiyeti o zekanın varlığına armağan olmuş bir insandı.’’(s.170). İşçi sınıfının bu şekilde makineleştirildiğinin farkında olup, bunun önüne geçmek için hiçbir girişimde bulunmayıp sadece kendi gelişimine odaklanması, Martin Eden’ın bencilliğini tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmaktadır. Kendisini geliştirip işçi