"Birçok elem verici olaylar karşısında bu zaten Dünya Savaşı'nın birbirini kovalayan saldırılarıyla etkili bulunan, uyanan millet ve bu milletin içinde birçok ileriyi görüş erbabı, çok acı düşünceler karşısında kaldılar. İki hareket şekli vardı: Birisi yapılacak hiçbir şey kalmadığına inanmak, ikincisi yapılacak hiçbir şey yoktur, tek bir şey kalmıştır, o da ölmek... Fakat hiç olmazsa vatan duygusuyla, milli duyguyla, insanlık duygu ve şerefiyle ölmek... İnsan gibi ölmek namuslu ölmek ve bunu tercih etmek vardı. Yahut düşmanların bütün İslam âlemini zincirle bağlayan ve ayaklarıyla çiğneyen insanlara boynumuzu uzatmak vardı. Tabiatıyla bizim milletimiz, böyle ağır bir sefalete boyun eğemezdi, boynunu uzatamazdı. Bizim umumi felaketimiz hiçbir zamanda, hiçbir vakit milletimizin gayret duygularından ayrı kalma neticesi değildir."
"Devletin başına geçen taç sahipleri,kendi arzularına,heveslerine göre bir çeşit siyaset icat ederlerdi ve o siyasetin peşinden bütün milleti sürükler,götürürlerdi. Bilinir ki dış siyasetin muvaffak olabilmesi için onun dayandığı bir iç kuruluş lazım gelir. İç siyaset,iç kuruluş kuvvetli olmazsa izlenen dış siyasilerinin bütün muvaffakiyetleri geçicidir,derhal sönmeye mahkûmdur."