Zehra Kılınç

Zehra Kılınç
The story of the one with a beautiful heart ends happily 28/07
Mantığa şehadet ederim. Ve yazdığım mısralara Var olmak bir neden doğurur çünkü Grinko'nun Field'lı gecelerinden birine. Kendi bedenine kem gözlerle bakarsın. Sonra o gözlere bakarsın. Neyle ? Senin olan ne? Bir lokma bir hırka pahalı gelir vücuduna. Onları ruhunla satın almak istersin Uhrevi yolculuğu hesaba katmadan. Ne zaman kendinle dudak dudağa gelsen Sana hırkanı uzatan Tanrını görürsün. Yalnızlığı kendinden bilir Tanrı. Tecavüze uğramış ufak bir beden seni anlar bir tek. Çok korkarsın ancak kaçarsan öldürür seni. Ürkek bir kediyi izlersin Veya mağaranın soğuk duvarlarına yaslanmış bir peygamberi. Çarmıhta yapayalnız bırakmıştır Tanrı seni. Bir ve tek kalmışsındır, Tanrı gibi. Tanrıyı en çok en aciz durumdayken anlayabilirsin. Tanrı senin zayıflığındır ve zayıf noktandan doğar. Mısralarda saklayamazsın, mısralar büyütmez onu. Yalnızlığında büyür, yalnızken peygamber olur. Gönlünün Hira'sında öylece beklemektir senin tesellin. Ve sonra. Mükafatı cennet olan bir heyula görürsün. İsyan edersin.
Edebiyat
Reklam
İnsan zayıf ve adi bir varlıktır!
“Her şeyi tam anlamıyla algılamak bir hastalıktır.”
Edebiyat
-Bazen her fabrikatörün,her müteahhhidin,işçisinin bütün ailesiyle beraber sırf kendi elinde olduğunu görmekten iç gıcıklayıcı bir zevk aldığı oluyor.Bu bir gerçektir,çünkü ön yargı kuşaktan kalan mirastan kolay kolay vazgeçmesi mümkün değildir. Tıpkı insanın ana sütünden kanına,damarına işlemiş şeylerden öyle çabucak ayrılamayışı gibi.Dönüşümler öyle çabucak olmaz.Suçun büyük bir günah olduğunu yalnızca anlamak hiçbir şey ifade etmez;ondan tamamıyla vazgeçmek gerekir.Bu da o kadar kolay olmaz
İyi yalan söyleyenlerin yalanları hayatındaki gerçek olayların arasına giriyor
Edebiyat
Reklam