Ne büyük bir kayıp bütün bu vehimler, su-i zanlar, kendi kendine hiç susturamadığın iç konuşmalar... Kalbindeki nuru azaltıyor. Seni aşağı çekiyor. İşgal ediyor.
Yavaş yavaş anlamaya başlyorum onu seyrederken; öteki diye bir șey yok... Gece gündüzden ayrı değil, yaşam ölümden ayrı değil, sen ben'den ayrı değil, şer hayırdan ayrı değil... Ayrılık yok. Birlik var yalnızca. Biz, durduğumuz yerden her şeydeki ayrılığı görüyoruz. Bazılarımız, kâmil insanlar, yalnızca bu birliği görüyorlar. Kâbe'de sembolleşen... Başkaları; benim bakışlarımla oluşturduğum bir yanılsama. Varolduğunu sandığım her şey, benim zannıma göre biçimlenen birer gecici suret. Bütün bu dönen insanlar birer hayal olmaya başlıyor giderek. Ben de öyleyim. Ötekinin gölgesi benim üzerime düşüyor her adımımda. Öteki de benim... Hepimiz bir vehimiz... Birlik var yalnızca; O var
Ölmüş müydüm ben daha önce? Tecrübem var mıydı? Müminlerin ölmeden önce ölmeye geldiği Kâbe'yi tavaf ederken ölebilmiş miydim böyle? Hu'yu kendimde hiç kalmayacak şekilde kaynağına teslim ederek, yok'lukla yücelerek Hayy ile dirilmiş miydim?