• Herkes bu meydana bir zafer için gelir,
    ben ise sade sana yenilmek için geldim.
  • Sabahleyin uyanır uyanmaz aklımdaydın. Güldüm. Kalktım. Bunu anlatmaya sana geldim. Ne dersin?
  • Birbirimizden ne kadar farklıyız! Biliyor musun, Sonia, dün sana benimle gel derken seni nereye çağırdığımı bilmiyordum. Bunu ancak şimdi anlıyorum. Sana bir tek şey söylemek için geldim. Beni bırakma. Beni bırakmayacaksın, değil mi?
  • Bohçam boş
    Öteberim eksik
    Azığım kuru
    Canım aç

    Yüzüm sana çevrili
    Adımım sana
    Irmaklarına
    Bir lokma suyla geldim, su denmez
    Kabul ola, affola
  • Herkesin Gidecek Bir Yeri Vardı
    Ben Kalktım Sana Geldim...!!!
  • Kimsenin görmediği yerlerden bak bana.
    Kimsenin anlamadığı yerden anla.
    Beni duy. 
    Sessiz çığlıklarımı, mağrur kacışlarımı anla. 
    Bir bir törpüle ruhuma batan köşelerimi, sivri uçlarımı. 
    Sokağımdan geç, bak nasıl kirli duvarlarım. 
    İlmek ilmek nakışladığım bu nefreti söküp al bakışlarımdan. 
    Kirlenmiş gökyüzüme bir güvercin sal balkonundan. 
    Karanlık gecelerimi al benden.
    Öyle çok karanlığım ki anlatamam. 
    Bakışlarındaki gündüzleri getir bana.
    Beni anla. 
    Yangınlarıma rüzgar oluyorlar, söyle olmasınlar. 
    Söndürmelerini beklemiyorum, ama söyle onlara,  ateşimi körüklemesinler daha fazla. 
    Beni alıkoy göğüs kafesinde.
    Beni anla.
    Yolculuklar çekiyor içim.
    Uzun yolculuklarımın varışı ol.
    Ölümlerden yorulmuş ülkemin barışı. 
    Ruhumun her bir karışı.
    Gözlerimin karası.
    İçimin iyileşmiş yarası.
    Fukara kalbimin nafakası.
    Ölü doğmuş çocuklarının anası. 
    Ol. 
    Yalnızca olsan da, ol.
    Yalnızca var ol. 
    Yeter.

    Puslu bakıyorum dünyaya.
    Gel, dağıt sislerimi, görüş mesafemi uzat. 
    Beni anla.
    Ben bu yaşamak denen oyunun sonunu getirmek için gerekli donanıma sahip değilim, beni eğit.
    İçimdeki çocuğun saçları ağardı, bizi kurtar bu erken yaşlanmak sancısından.
    Beni kendine tabii tut, yalnızca senden sorumlu olayım. 
    Kirpiklerimdeki ceset parçalarını temizle gülümseyişinle.
    Gülümse.
    Bana rağmen gülümse, dünyaya rağmen gülümse, çirkinligime rağmen gülümse. 
    Yani, beni anla diyorum işte. 
    Yorgunum, anla, mecalim yok başka türlüsünü anlatmaya.
    Düştüğüm kuyuları toprakla doldur.
    Bırak üzerimde çiçekler yetişsin. 
    Zira, duvarlarına tırnak izlerimle adını kazdığım kuyuların hepsi, kasvetiyle bir mezar sayılır.

    İsteksizliğimi, yorgunluğumu, çekingenliğimi mazur gör.
    Şimdiye kadar belki üç kez ölmem gerekiyordu.
    Ölemiyorum.
    Beni anla. 
    Beni diğerlerinden ayır.
    Onlardan iyi olduğum için değil, yalnızca bunu istediğin için.
    Ayır beni onlardan.
    Gidelim.
    Nereye, ne zaman, ne kadar, nasıl gittiğimizi bilmeden gidelim.
    Gitmek eyleminin kendisi olalım hatta.
    Felaketlerimi, içimdeki gömülmeyi bekleyen cesetleri gözlerimde saklıyorum.
    Kaçmaktan başka çarem yok.
    Beni anla.
    Yorgunum birine kendimi anlatmaya. 
    Birini tanımaya.
    Yorgunum.
    Yaşamaya ve hatta ölmeye yorgunum. 
    Dedim ya şimdiye dek belki üç kez ölmüş olmam gerekirdi.
    Bana acı bir kahve pişir, hatrını sen belirle.
    Kırk dersen kırk.
    Yani diyorum ki, kolum kanadım kırık.
    Beni anla.
    İçim dağınık, sularım bulanık. 
    Her şey, her yer karanlık.

    Eşiğimden geç böyle bir sabah. 
    Yaralarıma dokun.
    Ama sorma.
    Sorma bana nasıl hala hayattasın diye.
    Sorma işte.
    Sen bana soru sormadan da beni anlarsın.
    Bırak eteklerine sığınayım, ağlayayım.
    Beni anla.
    İyi bir adam değilim.
    Kötü bir adam da sayılmam ama. 
    Arada bir kuşlara yem verir, sokak köpeklerine gülümserim.
    Bana insanlara da gülümsemeyi öğret.
    İnanacağım yalanlar söyle.
    Yalan da olsa mutlu olayım. 
    Bedenimle değil, ruhumla geldim sana. 
    Beni anla. 
    Eskimiş sevinçlerime dokun. 
    Umutlarımı yeniden sula. 
    Yeşereyim, gölgemde uyu. 
    Dallarıma salıncak kursun içindeki çocuklar. 
    Çaresizce sarıldığım bu dertlerimle arama gir. 
    Boz aramızı bütün kötülüklerle.  
    Bölüşelim her şeyi. 
    Her şeyi bölüşelim. 
    Kendimizi aramızda pay edelim. 
    Sen bana bulan, ben sana. 
    Arınmayı aklımızdan geçirmeyelim. 
    Beyazlarını benimle kirlet. 
    Simsiyahım. 
    Karış bana, mavilerin laciverde çalsın. 
    Şikayet etme. 
    Şikayet etme, beni anla. 
    Yorgunum. 
    Solgun çiçeklerimin baharı ol. 
    Korkularımın nihayeti, intihara meyilli gecelerimin sabahı, boğulduğum suların kıyısı…
    Başka nasıl anlatayım bilmiyorum. 
    Üşüyen ellerimi ısıt. 
    Maruz kaldığım yakınlıklar beni ya üşütüyor ya da yakıyor. 
    Hasretim ılık bir dokunuşa.
    Beni duy. 
    Yan yana uyuyalım demiyorum sana.
    Ama yanımda yürü.  
    Akordu bozuk müzik aletleri gibiyim. 
    Gel, tellerime dokun. 
    Anlamlı bir ses çıkarayım artık.

    Sana şiir yazmak kolay. 
    İzin ver, şiire seni anlatayım.

    Beni duy. 
    Beni bul.
    Ve ne olur
    beni anla artık.

    Bektaş ŞENEL