bilvesile bizler de, bu kadın cinayetleri hakkında bilgi sahibi olduk. katillerin, çoğunlukla öldürülen kadınların yakın akrabaları veya ilişkide bulundukları erkekler olduğunu öğrendik mesela. kimimiz "eskiden bu kadar çok cinayet işlenmiyordu" dedik, kimimiz "eskiden de cinayetler vardı ama medyaya yansımıyordu" dedik. haberlerde cinayetlerin ayrıntılarını duydukça tüylerimiz diken diken oldu. erkeklerin kadınları öldürmek için kullandıkları yöntemler arasında bıçakla, taşla, sopayla döverek, baltayla, piknik tüpüyle, kristal vazoyla kafasını gözünü yararak, arabayla ezerek, sistematik psikolojik şiddet uygulayarak öldürmek gibi yöntemler vardı. başlıca sebep namustu. modern hayatın getirileri bizim toplumsal yapımıza uymuyordu. kadınlar özgürleştikçe boşanmaya daha rahat yöneliyorlardı.
Günümüzün çocuk yetiştirme anlayışına göre anne-babaların otoritesi tartışılamaz, sorgulanamaz. Eşlerimize, sevgililerimize, kardeşlerimize, patronlarımıza ve arkadaşlarımıza sinirlenip onlarla tartışabiliriz, fakat anne-babalarımıza karşı çık-mamız mümkün değildir. "Annenle böyle konuşamazsın," ya da "Babaya bağrılmaz," gibi öğütleri ne kadar da çok işitmişizdir. Özellikle Musevi ve Hıristiyan dinlerinde hem "Tanrı baba" kavramı hem de "Anne ve babanı şereflendir" emri, ebeveynleri saygın bir konuma getirmiştir. Aileye verilen önem okullarda, kiliselerde, devlet birimlerinde ve hatta iş yerlerinde açık bir şekilde sergilenir. Geleneklere bağlı olarak, sırf bizlere hayat verdikleri için bile anne-babalarımıza bizi kontrol etme hakkı ve gücü verilir. >>