Kansız bir gökyüzü için…
Tam halay çekerlerken gelmiş katliam…
Gençlerin dilinde Ruhi Su’nun türküsü:
“Bu Pazar, Kanlı Pazar/ Dert yazar, derman yazar/
Kalkın ayağa kalkın/ gidiyor bu çocuklar...
Bu meydan, kanlı meydan…”
Tam o sırada patlıyor bomba…
Meydan kana bulanıyor.
Gidiyor çocuklar.
Ülke ayağa kalkıyor.
***
Türkü, 1969’daki “Kanlı Pazar” için bestelenmiş.
Ülkeyi darbeye sürükleyen saldırıların en büyüklerinden biriydi Kanlı Pazar; Taksim’de faşist saldırıda gençlere kıyılmıştı.
68’de ışımaya başlayan gökyüzü, ilkin o dönem kararmaya başlamıştı.
Dün Ankara Tren Garı’nın önünde açılan, “Ne de çok özlemişiz, gökyüzüne kansız bakmayı” pankartı, güneşi özleyenlerin çığlığıydı.
O pankartı önce sedye yaptılar, sonra kefen…
***
“Kanlı Pazar”dan bu yana ömrümüz, “Katiller bulunsun / hesap sorulsun” sloganı atmakla geçti.
Katiller bulunmadı.
Hesap sorulmadı.
Üst üste yığıldı ölülerimiz; gökyüzü bir türlü aydınlanmadı.
O karanlıkta, yarım asır sonra, “Kanlı Pazar”dan “Kanlı Cumartesi”ye geldik.
Dün tarihi gar binasının önüne barış için yürümeye giden gazetecilerden Doğan Tılıç’la konuştum:
“Böylesi bir vahşeti, bir tek Afganistan’da görmüştüm” dedi.
Canlı bombadan üzerine yapışan et parçalarını anlattı.
O anlattıkça, gökyüzüyle aramızdaki boşluğa yeniden kan doldu.