|Yere Yakın Yıldızlara Uzak
Arka yazı: "Her kalp atışının bir hikâyesi vardı."
Bestegül her sabah yaptığı gibi, o sabah da okula gitmek için evden ayrıldığında, kaderinin on üç diğer insanla birleşeceğini henüz bilmiyordu. O sabah metroya bindi ve son durağa kadar seyahat etti fakat son duraktan çıkamadı.
Onunla beraber diğer on üç kişide metro istasyonunda mahsur kaldı ve o an ortak hikâyelerinin ilk kalp atışı kulakları sağır etmeye başladı.
Enkaz altında mücadele etmeleri gereken şeyler vardı.
Açlık, susuzluk, özlem, keder, hüzün, ölüm...
Kalpleri korkuyla çarparken ansızın aralarından biri öldü ve diğerleri de ilginç sebeplerle onu bir bir takip etti. Tüm bu ölümler kalplerinde ve beyinlerinde derin izler bırakırken, yapabildikleri tek şey enkaz altından kurtarılmayı beklemek oldu.
Yorumum: İlk kitap incelemesi olarak YYYU ile gelmek istedim. Kesinlikle elime ilk aldığım anda bırakamadığım ve tek solukta okuyup bitirdiğim kitaplardan birisiydi. Konu bakımından tamamen özgün ve enfesti. Her karakterin kendine özgün bir yanı vardı. İlk defa okuduğum bir kitap bana hem bu kadar komik hem de trajikomik geldi. Cidden! Metronun üstlerine çökmesine rağmen umutlarını korumaları, yaptıkları şakalar. Her şeyi çok güzel bir kitaptı. Ama benim favorim kesinlikle Bestegül'ün iç sesiydi. Dedikleri şeyler, gülme şekli o kadar komikti ki gülmekten gözlerimden yaş geldiği sahneler oldu, gerekse hüngür hüngür ağladım yerlerde tabii ki oldu. İlk ölüm hiç beklemediğim bir anda geldiğinde ağzım açık kalakaldım sonra göz yaşları ve merak içinde daha çok okumaya başladım. Birbirlerine söyledikleri, gerçekler, yalanlar, sevgiler, aşklar. Birçok yerde şaşkınlıktan ağzım açık okuduğum kitabın tek sonunu birazcık saçma geldi. Kurtarılmaya sadece dakikalar kala yaşanan üzücü olay.