umut

Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var…
Sayfa 47
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık.
Sayfa 47
Ben seni tanıdıktan sonra yaşamağa başladım… Yirmi iki sene gelişen, kökleşen bir sevgi bu. Bir sevgi ve bir hayranlık.
Sayfa 41
Hayatım bir trajedidir. Birinci perde evleninceye kadar geçen zaman: yıldızsız, allahsız, cıvıltısız, katran gibi bir gece. Vıcık vıcık ıstırap. Birkaç şehri fethe yeten bir enerji yeldeğirmenlerine saldırmakla harcanır. İkinci perde izdivaçla başlar. Daha büyük, daha derin, daha uzun acılar. Fakat vâhaları olan bir çöl bu ve göğü yıldızlarla dolu: çocuklarım, kitaplarım…
Sayfa 41
Ben heyecandım, ‘spontanéité’ idim, şiirdim, bohemdim. Karım, sakin bir yaz akşamı, fırtınasız bir liman… Kasırgadan kaçmak isteyen bir geminin güvenle sığınacağı bir liman…
Sayfa 41