Asya

Kendini bilmek, kendindeki Hak sırrına varmaktır. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem, "nefsini bilen Rabbini bilir, aslını bulur" buyurmuştur. Kendinden kendine bir oluştur bu. Hak, her an yeni bir oluştadır. Kişinin hakikat yolculuğu dışta değil, iç varlığında oluşlar biçiminde gerçekleşir. Bunu da tatmayan bilmez. Bu arayışta, Kemali Baba'nın ifadesiyle, "feryat göklere çıkar". Niyazi Mısri, bu hali, "kendimi uçurumlardan salasım geliyordu" biçiminde ifade etmiştir. İçte gerçekleşen bu açılımlar büyük güzelliklere gebedir ve sancılıdır. Şiir bu sancıların dindiği yerde belirir ve benlik kalmayınca gerçek şiir doğar. Bu yüzden åriflerin şiirlerine ilahî denir. Sondaki î, aitlik bildirir. Allah'a ait anlamındadır. "Yunus değil bunu diyen / kendüliğidir söyleyen" dizesi bu gerçeği söyler.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnancın bilimin en büyük destekçilerinden biri olduğunu da kabul etmek lazım. Kur'ân-ı Kerîm'in her âyetinden bir bilimsel gerçeklik bulmaya çalışmaktan da bir miktar vazgeçmek lazım. Dolayısıyla yine geldik itidal ve vasat ümmet olma meselesine. Büyük bir ferasetle ve basiretle, inançla bilimi çatıştırmadan ya da inançla bilimi fazladan barıştırma çabasına girişmeden yolumuza devam edersek sağlıklı bir zemin bulacağız. Aksi takdirde bal peteğinde lafza-i celâl yazmasını bilimsel bir şey zanneden adamlarla, Allah'ı zikredenlerin bilim üretemeyeсеğini düşünen adamlar arasında sıkışıp kalacağız.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Newton'dan günümüze kadar bilim tarihi dindar insanlarla doludur ve bu dindar insanlar bilim üretirler. Bilim üretirken de "ya ben bilim üretiyorum, öyleyse Tanrı yok" noktasına değil, genellikle "Tanrı var ki ben bilim üretebiliyorum" noktasına gelirler. Böylece inançla bilimi birbirine olumlu manada karıştırarak yollarına devam ederler. Bizim Türkiye'de de ne yazık ki "bilimle inanç mutlak surette birbirine karşıttır" gibi en son 1800'lerin sonuna doğru gördüğümüz bir yanlış inanç devam eder.
Sayfa 71·Kitabı okudu
sana bir ev yapacağım penceresi dağlara bakan. -hüseyin
ırmaklardan alanlara taşındın yalnızsın bir tür ormansın kaf dağına senden geçiliyor kucağında en yanık leylaklardan bir deste gencecik aşk ağrıların -İ. Çiçek