Sare Dilara

Montgomery Watt, "Ridde hareketlerinde de dinî ve siyasi faktörler birbirinden ayrılmayacak şekilde iç içe girmişlerdi. Dini Avrupai anlamda ele almakla hata edenler Avrupalı âlimlerdir. Ridde, İslam'ın dinî, siyasi, sosyal ve ekonomik sisteminden uzaklaşma hareketiydi ve bu yüzden de İslam karşıtı bir hareketti."
Sayfa 166·Kitabı okudu
Reklam
Şimdi bu çağda doğmuş büyümüş insanlar olarak bizim anlamakta zorlandığımız ve anakronizme düştüğümüz hususa dönecek olursak, bu fetvaların verildiği ve kitapların yazıldığı çağlarda devletler dinî mefhumları kurucu değer ve toplum çimentosu olarak kabul ederlerdi. Bu mefhumlara açık saldırılar devletlerin kurucu değerlerine saldırı anlamı taşırdı. Bunu kolayca mukayese edebilmek için bugün Türk bayrağını yakan birisinin davranışı "bir şeyleri yakma özgürlüğü gibi değerlendirilemez. Zira bu, devletin kendisine temel değer olarak kabul ettiği bir mefhuma saldırı anlamı taşımaktadır. O gün irtidat konusu muhtemelen böyle anlaşılıyor olmalıdır. Bu durum, konunun az önce bahsettiğimiz gibi bireysel inançla ilintili olmaktan ziyade siyasi yapıyla ilgili olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bu açıdan riddet birazdan göstereceğimiz üzere sadece bir fikir değişikliği faaliyeti olarak anlaşılmamıştır. Silahlı isyan faaliyetleri olarak görülmüştür. Uygulanan fıkıhta siyasi bağlantılı silahlı terör faaliyetleri hakkında kullanılmıştır.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Aslında nihayetinde bilgisizlik düzensiz zannetme sebebidir. Zira konunun cahili olan için örüntüler bilinmemektedir. O her şeyi rastgele zannetmeye meyillidir. Hangi konunun cahili isek onda daha fazla düzensizlik bulmaya meyilliyizdir. Örneğin satranç bilen birinin algıladığı düzenle bilmeyenin o oyunda anladığı düzen aynı değildir.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Bazen düzen keşfedilememiş de olabilir. Ancak daha önce anlattığımız gibi bilim düzeni bulma çabasıdır. Bilimsel çalışma zaten keşfedilememiş düzenleri keşfedebileceğini düşünerek devam eden bir iştir.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Bu bağlamda bakıldığında kaos, sistemlerin kendisinde değil, biz insanların algısındaki sınırlılıklardan dolayı vardır. Bir başka ifadeyle sistemler hem başlangıç noktasındaki değişkenlere hem de sisteme sonradan etki eden diğer değişkenlere hassas bir şekilde bağımlıdır ve bu şekilde işlemeye devam eder. Ancak insanoğlu, çok sayıdaki tüm bu değişkenleri kapsayacak kadar bir analiz metoduna sahip olamadığı için, sistemler hakkında öngörüde bulunamaz ya da yürüttüğü öngörüler hatalı sonuçlar verir. Kaos bu noktada doğar."
Sayfa 114 - Abbas Ertürk·Kitabı okudu
Reklam