Sare Dilara

Elbette İslam coğrafyasının başlangıcından bu gününe en zayıf olduğu dönemde ama yine de en hızlı yayılan din olması "İslam kılıç zoruyla yayıldı" söylemini de çürütecek bir delil sayılmalıdır.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Reklam
Kur'an zıhar hususunda da evlatlık mefhumunda da bu isimlendirmeyi, toplumun tamamı onu gerçeklik olarak kabul etse dahi doğru olmadığını söylüyor. Şu durumda ben bu ayetten ilhamını alan bir Müslüman olarak şöyle düşünürüm: Hangi isimlendirme olursa olsun ben bu isimlendirmenin delilini incelemedikçe bütün toplum, bütün yeryüzü kabul ediyor olsa bile ben bunun delilini ister, delil yoksa itiraz ederim. Kur'an'ın bana sağladığı bu bakış açısı inanılmaz bir epistemolojik yıkım ve yapımdır. Yıkımdır. Zira koyun gibi güdülmeyi sağlayan isimden büyülenmeyi yıkar. Yapımdır. Çünkü o boşluğun yerine konulacak tek şey delildir.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Ancak nihayetinde gelinen noktaya bakıldığında Hz. Muhammed'in en azılı düşmanları bile bugün bu olayı "Oğlunun karısı ile evlendi." diyerek kullanmak yerine "Evlatlığının karısı ile evlendi." şeklinde ifade ediliyorsa başarılan işin büyüklüğü azımsanacak bir şey değildir. Zira şu an onun düşmanları nefretle onu itham ederken dahi “oğlu” demek yerine “evlatlığı” diyorsa burada toplumun imgelemi değiştirilmiş demektir.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Cahiliye Araplarında evlatlık öz oğul sayılıyordu. Bu, suistimale oldukça açık bir durumdaydı. Örneğin başarılı bir delikanlı güçlü bir soy grubu tarafından evlat ediniliyordu. Yaşı da önemli değildi. Bu ticari bir anlaşma gibi kişinin kendi babasını değiştirmesi anlamına gelmekteydi. Elbette soyunu değiştiren kişinin zihin altında yatan şey yeni geçtiği soyun kendi soyundan daha iyi olduğu, kendi soyunun değersiz ve kıymetsiz olduğu algısıydı. Haricen onun soy değiştirmesinin geçtiği soyu daha da yücelteceği bekleniyordu. Bu soylar arasındaki yarışın sürekli devamı anlamına geliyordu. Soylar arasındaki bu geçişler bugün futbol takımlarının transferleri gibi saçma bir hal alıyordu.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Hz. Muhammed (a.s.) pek çok toplumsal problemi düzeltirken ya kendisi ya yakın akrabaları üzerinden fiilen örneklik yapardı. Örneğin Veda Hutbesi'nde "İlk kaldırdığım faiz, amcam Abbas'ın faizidir." demiştir. Keza ilk kaldırdığı kan davası yine kendi nesebine dayanan bir kan davasıdır. Burada da soyların üstünlüğü tabusunu kırmak için topluma karşı "Soylar birbirine üstün değildir." dedikten sonra hem kendisinin hem de yakınlarının evlilikleri ile bu algı ile fiilen mücadele etmiştir.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Reklam