Sarenur Buluntu

Sarenur Buluntu
@sarenrbuluntu
İçimde bir çocuk, tedirgin...
"...Bak dedi sen en çok burada üzülüyorsun, sen en çok burada yoruluyorsun, en çok kendinde dinleniyor, en çok kendini dinlemiyorsun. Bir tek kendine iyi günler demiyor, bir tek kendine güzellikler dilemiyorsun. Sen aslında silemiyorsun toz tutmuş anıların üstünü, dedi bana. Silemiyorsun..." Sarenur Buluntu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kırk Kez
...Ben hiç otogarda biriyle vedalaşmadım. Ben hiç kaybetmemiştim gözyaşımı. Vedalar öğretti bana yirmi bir yaşımı. Hayat asfalt yolun hakkını veren bir otobüs, hayat raylara sevgiyle bağlanan tren, ben ki hayatın başkentinde adımlarken bir ikindi üstü, hava biraz kapalı, gökyüzü bulutlarla süslü. Geceye teslim ederken gözlerimi, burada bitirmek isterim sözlerimi. Nokta koymak bu kadar zorken bazı cümlelere, başlayamıyorum kimine ben de. Saat on ikiye kırk kala. Kırk kez daha anlar insan kırk kez bir daha. Ve ben vedalarımla, özlemlerimle, güzel günlerimle yirmi bir yaşındayım kırk kez. Elveda sana gece, elveda son kez. Sarenur Buluntu
Edebiyat
Acını Sev
Bir hayli yorgunuz, birçok kez hüzün dolu gecelerimiz. Kimi zaman bıçak gibi kesiyor cümlelerimiz. Sözlerimiz çayı bardakta yarım kalmış birinin çayı gibi, biraz koyu ve biraz da bitmiş, çıkıp gitmiş ağızdan. Geceler zindan kimi zaman. Pişmanlık ki en güçlü duygudur bana göre. Sırtın çoktan yere gelmiştir ve sen çoktan çıkmışsındır o kapıdan. Uzağız belki en derin düşüncelere çünkü sözlerimiz gözlerimizden, gözümüzün ışığından anlaşılmıyorsa düşüncesizce konuşmaya hazır olabilirsiniz, olabilirim. Yeterince hissedilemeyen her söz bir miktar acıdır, acıtır canımızı. Yaşanmıyor hayat sevmeden acımızı... Sarenur Buluntu
Edebiyat
Sonra büyüyorsun işte, çocukluğun bir fotoğraf karesinde kalıyor. Sen her çekilen fotoğrafta o çocuk gibi gülmeye çalışıyorsun ama gülüşünde kocaman bir yetişkin uyuyor, bakışlarında göz kapaklarını yoran yaşanmışlık. [A.Ö.]
Edebiyat
Sare; Adını yazmak istedim sadece, öyle başlamak geldi içimden. Önüne bir sıfat koyamadım adının. Ne koysam sanki eksik, ne koysam fazla. İstersen geçeyim buraları. Şiirinde dediğin gibi; Umarım iyisindir, umarım gülüyorsundur. Kırdım belki de seni "Sevgili Sare" demediğim için. Pek de diyemedim aslında. Şimdi diyorsun insan kendine nasıl bu kadar düşman olabilir. Bilemezsin ki Sare, belki de düşman değil pişmandır. Anlat bana, anlat hadi içindekileri. Mesela sevdiklerini anlat, araya başarısızlıklarını da koy istersen çünkü sen onlara hep değer verdin. Anlat mesela uyumayı sevdiğini, küçükken çay müptelası olduğunu ama bu sevginin kahveye evrildiğini, çikolatalı gofret yemeyi dünyanın en güzel pastasına değişmeyeceğini, bir zamanlar fanatik Fenerbahçeli olduğunu...
Edebiyat