Ömer Can Coşkun hikâyesi: Boğaz İçi Şıngır Mıngır 👇 edebifikir.com/hikaye/bogaz-ic... "Kalkıp ne yapacağını düşündü. Rutin iyidir. Her güne ayrı bir sürpriz hikâye ile uyanmak adamı strese sokar. Rutinine sarıl. Sarıldı gece üzerinde olan ama bir sebepten yerde bulduğu örtüsüne."
Edebiyat
Eşit Başlamadığımız Bir Yarış...
Eğitimde fırsat eşitliğini bırakın fırsat uçurumu var. Öğrenciliğimde bu uçurumun bu kadar farkında değildim. Kast sistemi ya da sosyal sınıflar(özgür doğanlar ve köleler) sadece tarih kitaplarında kalmadı; biçim değiştirerek yaşamaya devam ediyor. 🙂 Meslek liseliyim. (Bu bazı öğrencilere umut oluyor. Ne mutlu.) Devlet üniversitesinde okudum, yine devlet üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Üniversiteye dereceyle yerleştim, dereceyle mezun oldum. İlk öğretmenlik stajımı Fen Lisesi’nde yaptım. Sonra meslek lisesinde öğretmenliğe başladım. 😊 Türkiye’de bazı ailelerin bir çocuğun eğitimine ayırdığı bütçe, bazı ailelerin aylık gelirinin iki-üç katı, bazen daha da fazlası olabiliyor. Bir tarafta okuyabilmek için çalışmak zorunda olan, ders çalışacak zamanı ya da ortamı olmayan çocuklar… Diğer tarafta önüne bütün imkânlar serilmiş çocuklar… Sonra bu iki tarafı aynı parkurda yarıştırıyoruz. (Sokakta kağıt toplayan, ışıklarda mendil satan çocuklar için bir şey yapılmamasına değinmiyorum bile...) Yine de hep bu eşitsizliğin yenilebileceğini, sosyal ve ekonomik koşullar farklı olsa da her insanın bir beyne sahip olduğunu(en azından bu konuda eşitiz. 😊) savundum. Ve bunca eşitsizliğe ve imkansızlığa rağmen başarmış insanların sayısının da az olmadığını düşünüyorum. Daha çok çabalamak ve daha çok yıpranmak koşuluyla... :) Diğerlerinin 3x çabayla ulaştığı başarıya, senin belki 10x enerji harcamayı kabullenmen, o aradaki uçurumu sağlığınla ve sabrınla kapatmaya çalışman, bitmek tükenmek bilmeyen bir çalışma azmine ve keçi inadına sahip olman gerekiyor. 100 defa düşsen de 101. defa "yeniden" ayağa kalkabilmelisin... Bu şekilde yıpranmayı göze alamadığında özel sektörde ya da sevmediğin bir işte vs. çoğunlukla yine yıpranıyorsun maalesef... Velhasıl eğer böyle bir yarışın
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dalgalarla, fırtınalarla boğuş ama kimseye minnet duyacağın kadar yaklaşma, o mesafeyi ayarla ve sadece kendi içine güven, kendi kollarına sarıl ve yaslan yine sadece kendi sırtına.
Bul içinde saklı kalan yaşam ışığını! Aydınlat yüreğini ve yüreğindekileri! Onunla birlikte koş düşlerinin ardına! Ama unutma hep canlı tut içindeki çocuğu! Çok zaman ayırma kaygılara! Nasılsa geçer her karanlık. Sarıl ışığa! Kimse alamasın umutlarını! Hep umutlu ol, çünkü geleceğin gerçeğidir umut! Fadime Arslan 📚 🖊️ 📖
1000Kitap
🥰❤️ Sen Özelsin!.. Son günlerde seni düşünmek, Zamanlı zamansız seni özlemek, Bir nefes gibi içimde taşımak seni... Sen, yitirdiğim şiirlerimin yeniden bulunan mısrasısın, Son günlerde kurduğum en güzel cümlemsin... Gecenin bu sessiz çığlığında sarıl bana, Yalnızlığın bütün kapılarını birlikte kapatalım. Parmaklarımız değil, yüreklerimiz kenetlensin; Aşk olan ruhlarımıza sığınalım. Bilirsin... Bazı insanlar bir ömre rastlar, Bazıları ise bir kalbe... Sen benim ömrüme değil, Doğrudan kalbime rastlayan en güzel hikâyesin. Şimdi gel... Hiçbir şey söyleme. Çünkü bazı sevgiler anlatılmaz, Sadece hissedilir... Ve ben, Seni her hissedişimde
Kırılmış olabilirsin, üzülmüş olabilirsin, yalnız kalmış olabilirsin. Bazen yükün ağır, yolun uzun ve gücün tükenmiş gibi hissedebilirsin. Ama unutma ki insan en çok düştüğünü sandığı yerde gücünü keşfeder. Bugüne kadar atlattığın her zorluk bunun en büyük kanıtıdır. İçinde hâlâ yeniden başlayacak cesaret, yeniden gülecek umut ve yeniden ayağa kalkacak kuvvet var. Kendine olan inancını kaybetme. Her şey hemen düzelmeyebilir ama hiçbir şey de olduğu gibi kalmaz. Zaman geçer, yaralar iyileşir ve yollar açılır. Sen yeter ki vazgeçme. Rabbine güven, sabrına sarıl ve yürümeye devam et. Çünkü seni bugüne kadar ayakta tutan güç, yarınlarını da güzelleştirmeye yetecektir..🦋
Din İslam