• Ölüm, kağıt ağırlığının içinde de vardı , bilardo masasının üstünde sıralanmış kırmızı-beyaz dört topun içinde de. Ve hayatımız boyunca onu ince bir toz gibi ciğerlerimize çekip duruyorduk.
  • NE OLDU..? - Ziya Osman Saba

    Odamız kararırken indirdiğin perdeler,
    Çarşının gittikçe artarken gürültüsü,
    Gelip kenarına oturduğun minder,
    Genç kızken işlediğin masa örtüsü,
    Yeşil abajurlu lambamız,
    Küçük sobamız,
    Anlatsanız,
    Ne oldu o geceler, eski akşamlarımız..?
    Beyaz elbiseler giydiğin zamanlar..!!
    Niçin yazmadık bir yere satır satır,
    Duvarlar..! Ne oldu konuştuklarımız.?
    Yüzünün pembelliği, saçlarının örgüsü..!!
    Ben diyeyim: Kış şarkısı;
    Sen de: Yaz Türküsü,
    Ne ettik ömrümüzü..!!

    Ziya Osman Saba,1944
  • Hayatın zalim çehresinin yıkık insanlara hiç de soylu olmayan çareler aratmasına bir kez daha tanık olmanın acısıyla sarsılıyorum o gün ve "Oysa" diyorum: "Şu dünyada herkese yeten gökyüzü kadar, herkese yetecek ekmek de var..."
  • Yüreğinin derinliklerinde nelerin gizli olduğunu o zaman ilk kez işitmiştim. Korkunun temelinde yatanları şöyle açıklamıştın:

    “‘Bir Aşk Masalı’ adlı oyunumu biliyorsunuz. Hapiste yazmıştım onu. Henüz gençtim ve kahramanlarımınki gibi bir aşk yaşamamıştım henüz. Yani bu, oyunlarım içinde en iyisi olarak nitelendirdiğim oyunumu tam anlamıyla kuramsal olarak yazmıştım, anlıyor musunuz? Şimdi kendi başıma geldi aynısı. Sırılsıklam âşık oldum. Sizin burada buna ‘kuğu şarkısı’[77] deniyor. Kuğu şarkısı mıdır, manda şarkısı mıdır, orasını bilmem, ama durum bu. Yüreğimin yapabileceği son şey bu. Şimdi beni anlayabilesin diye açıklayacağım kardeşim, bu hale gelmemin farklı nedenleri var: Öncelikle yaşım. Düşünsene, şimdi örneğin, kırk yaşımda olsaydım böylesine sevdalanmaz ve bu kadar acı çekmezdim. Daha az ateşli bir sevda olurdu o zaman. Neden mi? Çünkü birlikte yaşayacağımız koca bir ömür olurdu önümüzde. Çocuklar filan, tüm normal insanlarda olan şeyler yani. Kırk yaşında olmayışım yetmiyormuş gibi bir de hastayım üstelik. Geçirdiğim kalp krizi, hastalığım yaşamaya, sevmeye çok az vaktim olduğu duygusunu daha da perçinliyor, anlıyor musunuz? İşte bu nedenle her dakika onun
    yüzünü karşımda görmek istiyorum. Ve yanında ben olmaksızın dükkânlarda, başka insanlarla, kitaplarla geçirdiği vakit acı veriyor bana. Düpedüz acı çekiyorum. Biliyorsunuz, yaşamımın ciddi bir süresini hapislerde geçirdim. On yedi yıl boyunca bir kadın imgesi canlandırdım gözümde. Gönlümü avutmanın bir yoluydu bu. İnsan hapiste başka ne yapabilir ki? Durmaksızın hayaller kuruyor, bir kadını canlandırıyordum zihnimde. Ve işte birdenbire karşıma çıktı o kadın. Böylesine gecikmiş olarak. Benzer kadınlar on yıl, yirmi yıl önce de vardı, şüphesiz. Olmaması olanaksız. Ama ben onlardan biriyle, Vera’yla karşılaştım. Üstelik de biliyor musunuz, Vera ailemin kadınlarına çok benziyor. Tüm teyzelerim, Sara teyze örneğin, sarışındı. Vera’nın onlara bu kadar benzemesi çok şaşırtıcı! Bizde, Türkiye’de oldukça seyrek rastlanan, fakat tıpatıp Vera gibi olan tam beyaz tenli kadın tipi vardır. Bu nedenle, o benim için sadece Rus değil, aynı zamanda benim topraklarımın insanı. Görüyorsunuz işte, genç, sağlıklı. Yüzündeki ifadeye bakın, başına buyruk, özgür ruhlu. Tüm bir yaşam var önünde... Ve siz telaşa kapılmamamı istiyorsunuz benden. Başka bir erkek sorunundan kaynaklanmıyor benim kıskançlığım. Gerçi, yanında gördüğüm tüm erkeklerden kıskanıyorum onu, hatta adam bile dövebilirim, ama benimkisi başka bir durum, daha derin. Fakat herhangi bir adamı... isterse çirkin, göbekli, ahmağın teki olsun, gözlerini Vera’ya dikmesi telaşa kapılmama yetiyor. Onu yitirmek istemiyorum çünkü. Aşkın, kimi zaman mantık sınırlarının dışına taştığını iyi biliyorum. Bir bakarsın, evimizin kapısı açılır, çelimsiz, aptalın biri içeri girer, ama bir kıvılcım çakar aralarında, her şey biter! Her şey! Aşk her zaman, bendeki gibi akıllı olmaz. Çoğu kez öyle aptal, öyle aptaldır ki! İşte böyle Volpin kardeş, işte böyle... Anladın mı şimdi? Bu nedenlerden dolayı ıstırap çektiriyorum ona. Bu yüzden birazcık destek istiyorum... Belki de bir yararı olmayacak nikâh dairesinin, ama belki de... Denemek gerek...”

    Volpin paltosunu giymiş kapının önünde dikildiğinde beni kucaklamış ve yumuşacık sesiyle: “Evlen, onunla,” demişti. “Seven bir erkeğin güçlü duygularının etkisiyle böyle davranıyor. Bu iyi bir şey. Sen de Nâzım, biraz yavaş ol. Türk tutkuların ağır geliyor Vera’ya, taşıyamıyor. Biraz gayret et, yumuşamaya çalış. Yoksa her şey yolunda. Çok iyi olacak. Eminim.”
  • ALBAYIMDAN ALDIGIM TEKZİPTİR:
    Oğlum Niyazi,
    Geçen hafta Cumhuriyet'te yayımlanan ifşaatını dikkatle
    okudum. Yapmış olduğun açıklamaların sıhhatinden
    eminim ve hamdolsun ben de sıhhatteyim. Ancaak;
    tavla partimizdeki son elin mars olduğunu yazmışsın ki,
    bu, hilafı hakikattir. Son el, mars değil, atmış olduğun
    dörtcihar dolayısıyla oyun olmuştu. Saniyen; cebimde çakı
    taşımadığım cihetle, yeminimi mahfel mutfağından getirttiğim
    ekmek bıçağı üzerine yapmıştım . Bu hususları,
    mevzuun ciddiyet ve ehemmiyetine binaen, aynı sütunda,
    aynı puntoyla tavzih ve de tekzip etmeni rica ederim, evladım.
    Yengen selam eder. Bir gün mantı yemeğe buyursun
    diyor.
    (İmza okunamadı)
    Emekli Albayın
    111 - GİZLİ KALMIŞ MEKTUPLAR
    Ben yedek asteğmen Niyazi
    Biraz hal
    Biraz istikbal
    Daha çok mazi
    Ve
    Mazinin derinliklerinde kalmış
    Gölgenin arkasındaki adam
    İşte
    Gizli kalmış mektupları da açıklıyorum
    Soranlara selam
    1 'inci mektup
    Haşmet Paşa'dan Cemil Paşa'ya
    Pek muhterem Cemil Paşa biraderim, efendim
    Evvela mahsus selam ederim
    Bilahara
    Gözdemir oğlumuzun gözlerinden öperim
    Haneden haneye selam
    Hülasa
    Cümlemiz afiyetteyiz, vesselam
    Maruzatım odur ki
    İnfazlar tehir edilmeli
    Ve de bir an evvel seçimlere gidilmeli
    Seçimler neticesinde gelecek iktidar
    Elbette
    Zevahiri kurtaracak bir şeyler yapar
    Vaktiyle, her ne kadar
    "Sizi ben bile kurtaramam" dediysem de
    Bu lafı ani bir kızgınlık neticesinde
    Sarfeylediğim malumunuzdur
    Darbımeseli bilirsiniz
    "Öfkeyle kalkan, zararla oturur"
    Gelin, şunların topunu birden affeyleyelim
    Böylece
    Cennetteki yerimizi şimdiden peyleyelim
    Evvela
    Ahrete beyaz trenle şahane bir yolculuk
    Akabinde
    Hepimize rahatça birer koltuk
    Eveet muhterem Paşam
    Bence işin doğrusu da budur
    Aksi takdirde
    İlerde
    Bu işin telafisi zor olur
    Gerekirse ben diğer paşalara da söylerim
    Benden bu kadar
    Selam eder
    Acilen cevabınızı beklerim
    2 'nci mektup
    Cemil Paşa' dan Haşmet Paşa' ya
    Sayın Paşam
    Mektubunuz elime bir hayli geç geldi
    Sebep, malumunuz
    Bizim PIT' nin hali
    Postacı günlerce aramış
    Anlaşıldığına göre
    Çankaya'yı bir türlü bulamamış
    Mektubunuz evvela Çatalca'ya gitmiş
    Sonra Çapakçur' a
    Sonra Çanakkale'ye
    Efendime söyleyeyim
    Bilahara Çan kazasına
    Derken Çankırı'ya
    Ve nihayet Çankaya'ya
    Bu suretle
    Mektubunuz elime
    Birkaç ay tehirli geçti
    Ve geçtiği zaman da
    Yapacak fazla bir şey kalmamıştı artık
    Neyse bu vesileyle selamlarınızı aldık
    Ben de bilmukabele selam ederim
    Daima sizinledir Paşam
    En iyi dileklerim
    Vallahi bunu saymam
    Bir gün köşke de buyrun
    Beklerim
    3'üncü mektup
    Haşmet Paşa'nın damadından Aşçı Emrullah'a
    Aşçıbaşı
    Kayınvalidem bu sabah biraz erken çıktı
    Provası varmış, terziye gitti
    Ben de "Haşmet Paşa'yla 10 gün" adlı
    Hatıramı yazmak ve ilham almak üzere
    Gençlik Parkı' na gidiyorum
    Kayın validem
    "Paşa kalkınca yün hırkasını giysin
    Ve sütünü içsin" diyor
    Öğlene kapuska yapacaksın
    Akşama da Kemal Kıtır gelecekmiş
    Vezir parmağını unutma sakın
    Malum ya Kemal bey sever
    Haa . . . Az kalsın unutuyordum
    Paşa'ya söyleyiver
    Komiteden telefon ettiler
    Paşamız bizi unuttu diyorlar
    Sitem ediyorlar
    Kartaslan da Paşamızı rüyasında görmüş
    Hayırlara tebdil ola diyormuş
    Bunları da Paşa' ya söylemeyi unutma sakın
    Akşama benim için de
    Bir sup ile şatobirian yapın
    4'üncü mektup
    Albay Aydemir' den Yarbay İmadettin' e
    İmad ettin
    Anlaşıldı, bu iş böyle yürümeyecek
    Demokrasi falan, filan
    Ninnilerle büyümeyecek
    Derhal alarmı vermeli
    Ve kasap Çengeli'nin tatbikatına geçmeliyiz
    Arkasından Tilki Adam operasyonu
    Hainler sinesine
    Dayamalıyız Thomson'u
    Tamam mı
    Tank taburunu da unutmayın
    Efser onbaşı bizimledir
    Haydi göreyim sizi
    Bekliyorum kaç senedir
    Bedii'ye de haber yollayın
    Esaslı bir yazı döktürsün
    Tamam mı
    Planı bir daha tekrarlıyorum
    İlk olarak
    Radyoevi işgal edilecek
    Hanende Sebahat'a
    "Çıkmam Allah etmesin" şarkısı söyletilecek
    Müteakiben
    Millete mesajım okutulsun
    Yeni hamle, yeni devir
    Hepimize kutlu olsun
  • "O, sıkılınca ağlamaya çıkıyor, ben yürüsem bütün yollar ona çıkıyor..."
  • Bu Freud (puro içen Viyanalı akıllı beyaz herif) zihnimizin altında başka bir zihin olduğunu iddia ediyor ve buna bilinçaltı, bilinç gerisi veya Tanrı'nın belası bilinç bir şeyi diyor. Ben böyle bir şeyin olduğunu iddia etmiyorum, onun söylediğini söylüyorum.