Derya Kırtıl

Derya Kırtıl
@saryays
Elma ağaçlarına dair bir söz vardır: "ilkbaharda taze, ekşi meyve: diğer taraftan, dondurma kadar tatlı." Bu, elmanın ikili bir doğası olduğu anlamına gelir. Ilkbaharın sonlarında sevimli ve yuvarlak görünür ve gün doğumuyla çiselenmiş gibidir. Ancak yenemeyecek kadar ekşidir; bütün sinirlerinizi ayaklandırıp gerer. Ama mevsimin daha sonra ki dönemlerinde elmayı dişlemek, içinden özsuyu süzülen tatlı bir şekerlemeyi kırıp açmak gibidir. Elma ağacı ve bakire, kadın benliğinin birbiriyle değiştirilebilir simgeleridir ve meyve o benliğe dair bilgimizin beslenmesi ve olgunlaşmasının simgesidir. Eğer kendi ruhumuzun yöntemleri konusunda bilgimiz hamsa, ondan beslenemeyiz, çünkü bu bilgi henüz olgun değildir. Elmalarda olduğu gibi, olgunlaşma zaman ister ve kökler toprakta yollarını bulmalıdır en azından bir mevsim geçmelidir; kimi zaman birkaç mevsim geçmesi gerekir. Eğer bakire ruh duygusu sınanmadan kalırsa, hayatımızda daha fazla birşey ortaya çıkmaz. Ama altdünyada kökler edinirsek olgunlaşırız; ruhu, benliği ve psişeyi besleriz.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kadınlar hangi kötü pazarlıkları yapar? Bu soruya farklı günlerde farklı yanıtlar verebiliriz, ama bütün kadınların hayatlarında değişmez bir yanıt vardır. Bunu kabul etmekten nefret etsek de, hayatımızda tekrar tekrar yaptığımız en kötü pazarlık, derin bilge hayatımızı çok daha zayıf olan hayat için kaybettiğimizde; vahşi doğalarımızı, zengin görünen, fakat içi boş çıkan bir şey vaadiyle teslim ettiğimizde yaptığımız pazarlıktır.
Descansos, ölümü belirten bir simgedir. Tam orada, tam o noktada birinin hayat yolculuğu beklenmedik bir şekilde sona ermiştir. Orada, bu kişinin ve başka kişilerin hayatlarını sonsuza kadar değiştiren birşey yaşanmıştır. Kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. Şu ya da bu yöne gitmişler ve engellenmişlerdir. Engellenmiş umutları ve düşleri de vardır. Aksini söyleyen biri, hâlâ uykudadır. Hepsi descansos değirmeninde öğütülmüştür. Tüm bunlar bireyleşmeyi, farklılaşmayı, büyüyüp gelişmeyi, tomurcuklanmayı, uyanık, farkında ve bilinçli hale gelmeyi derinleştirir. Ama aynı zamanda derin trajedilerdir ve tüm trajediler gibi yaslarının tutulması gerekir.
Gülme, kadın cinselliğinin gizli tatafıdır; fizikseldir, temeldir, tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Jenital uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yaşayıp ölen ve kendi enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevî bir sevgidir. Kutsaldır, çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir, çünkü bedeni ve onun duygularını uyandırır. Cinseldir, çünkü heycan vericidir ve haz dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir, çünkü gülme, insanın kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en vahşi cinselliğidir.
Başlayın; kirlenmiş nehri temizlemenin yolu budur. Eğer korkuyorsanız, size hemen başlayın derim. Gerekirse başarısız olun, toparlanın, yeniden başlayın. Tekrar başarısız olursanız, başarısız olursunuz. Ne fark eder? Tekrar başlayın. Yeniden başlamaya duyduğumuz isteksizlik, durağanlaşmamıza neden olur, yoksa olduğumuz yerde saymamıza yol açan şey başarısızlığın kendisi değildir. Korkuyorsanız, ne fark eder? Bir şeyin ortaya fırlayıp ısıracağından korkuyorsanız, tanrı aşkına hemen o işi yapıp kurtulun. Bırakın korkunuz ortaya fırlasın ve sizi ısırsın ki, işi bitirip devam edebilesiniz. Ondan kurtulacaksınız. Korku geçecek. Bu durumda onunla yüz yüze gelmeniz, onu hissetmeniz ve işi bitirip kurtulmanız, nehri temizlemekten kaçınmak için onu kullanmayı sürdürmenizden daha iyidir.