Zaman, mekan, insanlar ve isimler değişir.
Hikaye aynı kalır.
İster Ornio ister akbaba, ister karga olsun adın.
Dün vardı bu gün var yarın da olacak...
____________-____________
"karga evladım ne zamana kadar"
Yavuz Sultan Selim sordu:
"Hayran Abdal'ın hâlâ yaşadığını biliyor musun Karga?"
"Sahi mi, yine kambur ve kör numarası yaparak mı çalışıyor?" "Hayır, o artık yalnız benim için bilgi topluyor. Görmek istersen eğer..."
"İsterim, çünkü kendisine bir teşekkür borcum var!"
"Teşekkür mü? Haydi canım..." "Şey, o beni zindana göndermeseydi Molla Lütfi üstadın sorusundaki asıl maksadı anlayamayacaktım."
"Neymiş o?"
"Ben pusuladaki soruyu hep 'Ne zamana kadar kötülük?' diye düşünmüştüm? Zindana girince üstadın 'Ne zamana kadar inkâr?' demek istediğini anladım. Ve o günden sonra pişmanlıklarım ve gözyaşlarım başladı. Pişmanlığın acısı ancak yaptığına tövbe ile giderilebilir. Geçmişe alt pişmanlıklarda yitirdiklerimi telafi edemeyeceğimi biliyordum, bari geleceğimde aynı hataya düşerek pişman olmayayım diye her gün en az bir iyilikle kendimi sınamaya başladım. Yüzümü boyayıp zindandan bir ases kılığında kaçmam mümkündü. Kaçmadım. Çünkü mahkumların arasında iyilik yapabilecek sayısız sebep bulabiliyorsunuz. hikâyeler...
Bir gülümseme, bir teselli, bir güzel cümle, bir hikâye... Üstadın kitaplarından okuduğum bilgiler ve İyilikler beni dönüştürmeye başladı ve gitgide arzularımn, öfkelerimin ve hırsımın esaretinden kurtulup bunları nefsimde esir etmeyi başardım. Ardından sapkınlıklarımla, cinayetlerimle ve kötülüklerimle benim terk ettiğim, düşman olduğum Tanrı'yla tanıştım. Beni terk etmemişti ve bana düşman olmadı. O'na yöneldim."
"Ornio olarak mı, Akbaba olarak mı?" Akbaba, bu sorunun Hıristiyan mısın, Müslüman mısın anlamına geldiğini bilmezden gelerek