mitoloji, mantıkla yaratılmadı; mantıkla da anlaşılamaz. tanrıbilimci yorumlar onu saçma bulur, edebiyat eleştirmenleri onu eğretilemeye indirgerler. ama önümüzde yeni ve umut verici bir yaklaşım beliriyor; artık mitoloji, ‘’biyolojik psikoloji’’ adı verilen bir yaklaşımın ışığı altında insanı sinir sisteminin bir işlevi olarak görülürse, beynimizin de onun en hayranlık uyandıran bir meyvesi olduğu doğanın gereği enerjisini boşaltmayı ve yönlendirmeyi sağlayan doğuştan gelen ve sonradan öğrenilen bulgu uyarımlarına eşdeğer olur.
insanın yaptığı her gerçek çalışma gerçek bir meraktan, bir tür oyundan kaynaklanır. insanın dünyaya egemen olmasını sağlayan doğal bilimlerin her verisi, tamamıyla eğlence amacıyla yapılan etkinliklerden doğmuştur. (..) Nietzsche’nin düşündüğü gibi, bu çocuk insanın içinde bir yerlerde hep saklanır; sanılanın aksine, onu her zaman yönetir.
...ruhun yapı ve işlevinde belirli bir dereceye kadar kendiliğindenlik ve sonuç olarak insan türlerinin tarih ve coğrafyası içinde aynılık söz konusudur; gövdenin yapısında kalıtımsal bir psikolojik yasalar düzeni vardır. orinyasiyen mağaraları döneminden beri kökten bir değişim yaşanmamıştır ve bunlar Brezilya cangıllarında, Paris kafelerinde, Baffin iglularında ve Fas haremlerinde kolaylıkla ayırt edilebilir.