savaş karaduman

savaş karaduman
@savaskaraduman
emekli
ilkokul
Samsun
Samsun, 1 Nisan
6 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
İnsanlık Makamına
Erkekçe ölmek değil Yaşamak istiyorum… Savaşlara karar/ Yüreklere ve aşka hasar Ve insana ve akla zarar İçimdeki erkeğin -faşizmin- iktidarına nihai bir son vermek Ve bir insanı “erkekçe” öldürmeden Ve bir insan tarafından “erkekçe” öldürülmeden - egemenliğine son verilmiş özgür bir erkek gibi- İnsan insana sevmek İnsan insana bakmak bakışmak İnsan insana gülmek Ve şarkılar türküler şiirler söylemek Ve insan insana dans edip, halaylar çekip horona durmak Koşmak/ kavuşmak Güle oynaya…/ güle döne…/ güle düş(e) Güle aşka…/ güle bakışa dört bir koldan sarılıp Mavi göğün altında güneşli bir gün gibi öpüşmek Öpüşmek…/ öpüşmek… Ve insan insana -fena halde- âşık olmak istiyorum İlgili insanlık makamına duyurur Savaşların suçlusu ve erkek şiddetinin mahcup bir bireyi olarak İnsanlara, kadınlara Ve doğaya verdiğim her türden rahatsızlık için Tüm kalbim ve mahcubiyetimle özür diler Doğa ve insanla barışmak İnsan insana sevmek ve kardeşçe yaşayabilmek için İnsanlık tarafından Gereğinin yapılmasını sevgi ve saygılarımla arz ederim… Meraklısına önemli not: savaşlara ve erkek şiddetine karşı olduğumuzu tüm cümle âleme ilan etmiş ve mücadelesini vermiş olsak da yeryüzünde savaşlar ve erkek şiddeti nihai bir son bulmadıkça savaşların suçlusu, erkek şiddetinin faili, sorumlusu ve suç ortağı olmaktan hiç kimse kendini kurtaramaz. Hiç kimse kendini suçsuz ilan edemez.
Şiir
Reklam
Genç Bir İntihar Mektubu
Yanı başımızda anlayamadıklarımıza/ elinden tutamadıklarımıza… Kendime veda ediyorum Kaç kez yazdım…/ Kaç kez okudum…/ Kaç kez yırttım… Kaç kez gözden geçirdim intiharımı… Bilemezsiniz… Ben o intihar mektubunu size değil kendime yazdım Veda edip el salladım -üzerinize alınmayın- Ben o eli size değil benden giden kendime salladım… Başkalarının istediği kişi olmaktan bıktım yoruldum Bekle beni…/ bekle…/ sevgilimi gözlerinden öper gibi Gözlerinden öpeceğim seni -sen ne güzel ne büyüksün şeysin öyle- ey ölüm… Benimle birlikte hiç kimse ve hiçbir şey ölmeyecek/ biliyorum Ve fakat ne kadar büyük bir iştahla istiyorum oysa Her şey ve herkes benimle birlikte ölsün… Failim belli… Her ne kadar uçurumun kenarına tutup beni sürükleyen Ve beni benden ve özgürlüğümü elimden alan Ve silahı elime tutuşturan hepiniz ve devletiniz olsa da Beni öldüren asıl benim -Hem de bilgece ve ustaca tasarlayarak- İşte o yüzden Yaralı bir at gibi kendime hiç acı çektirmeden Beni öldüren kendimi/ herkesi Ve devleti de benimle birlikte bi güzel öldüreceğim Çok gizli çok ıssız ve çok insansız bir intihar zulasında; Tepetaklak yeryüzüne çakılan bir yağmur tanesi gibi Duyarsızlığınıza çarpa çarpa dağılıp gideceğim… Mektuba yazdım;
Şiir
Güneşin ve Gülüşün Krallığı
Sokağın çocuklarına ve Berkin Elvan’a Terk edilmiş sokaklar kadar yalnız Bir o kadar aç…/ kırgın…/ küskün Bir o kadar yüzünden hiç mi hiç eksilmeyen Dünyanın en heybetli/ en güzel/ en bulaşıcı gülüşüne sahipti Hiçbir şeye aldırmadan/ hiçbir şeyi umursamadan Güneşin ışıklarını içer gibi gülerek Döndü yüzünü güneşe “Kralım ben” dedi -bankta oturan çocuk- kollarını iki yana açarak “güneşe ve gülüşe hükmeden halksız bir kralım ben; Dünyanın bütün çiçekleri tacım Ve herkesin oturup kalktığı şu banklar tahtımdır benim… Şöyle bi yanıma otursan/ şöyle bi güneşe dönsek yüzümüzü birlikte Şöyle deli deli -hiç bir şeyi ve hiç kimseyi iplemeden- Koskoca bir gülüş kondursak herkesin yüzüne durup dururken… Sonra bir başkası gelse -yüzümüzde gülüşlerin en şahanesi- Bir kadın, bir kadın daha… Bir adam, bir adam daha… Sonra bir çocuk gelse -zulmün krallığını maskaraya çevirse- Sonra bir çocuk, bir çocuk daha gelse Berkin Elvan gelse elinde ekmeğiyle -kaşlarında martılar- Sonra bir adam, bir kadın, bir çocuk ve bir çocuk daha gelse O kadar çoğalsak o kadar çoğalsak ki Yüzümüzü dönsek güneşe Anne sütü kadar sıcak ve helal Memeye dayar gibi ağzımızı Işığını emsek güneşin Ve o kadar gülsek ve o kadar gülsek ki Oynadığım bilyeler gibi yeryüzüne saçılıp dağılsa güneş
Şiir
Adını Arayan Şiirler -32
Rüzgâr değil kıyıya vuran Denizin dalgaları/ balıkçı kayıkları Sürüklenen ağaç kütüğü Minik bir dal parçası da değil -dalgaların kıyıya sürüklediği- Midyeler/ ölü deniz kabukları Hırçın bir mavi Yunus balıkları/ balinalar Denizanaları/ yakamozlar falan da değil… Sahilde bağrış çağrış eli ayağı buza kesmiş bir telaş Çok çok insan/ çok çok deniz Çok çok rüzgâr ve kıyıya vuran amansız bir dalga kalabalığı -Dakikada kalbine yüz aşk basınç Ve dudaklarına üflenen suni aşk öpücükleri faydasız- Toplanmışlar başına Bir ayrılık sonrası Kendini kıyıya vuran ölü bir aşkın…
Şiir
Gözleri Öfke/ Gözleri Bela...
Gözleri öfke/ gözleri bela Gözleri isyan Gözleri zulme karşı sıkılı iki yumruk gibi bakan Gözleri zindan Zindanlarda yıldız ve ay ışığı toplayan iki kadın militan Gözleri hasret/ gözleri umut Gözleri gözlerime sarılmaya ramak kalan Gözleri insanlık kadar eski ve bakıştığımız an kadar yeni Gözleri sevdalı bakış ve göz göze gülüşlerin bileşkesi Gözleri içli bir türkü/ ve yağmurlu/ ve ağlamaklı bir akşamüstü Gözleri hazan/ gözleri yaprak yaprak dökülen orman Gözleri göz göre göre birbirine yanıp tutuşan bir kadın ve bir adam… Heey canımın içi Sus… Öylece kal Gözlerin gözlerime karışıyor… Gözleri bahar dalı -göğün mavisine uzanan- Gözleri kavgalardan ve rüzgârlardan sıyrılıp gelen dingin bir an Gözleri aşk -aşk ile ayrılığa meydan okuyan- Gözleri bi dünya çocuk -dünyayla evcilikler oynayan- Gözleri sevinçli bir bayram öncesi Gözleri güzel günlere gebe bir devrim müjdesi Gözleri bir içim su -göz pınarından kana kana içtiğim- Heey canımın içi Gözlerin ömür/ gözlerin yürek atışımın en hızlı ritmi Seviyorum seni dünya kadar eski ve yaşadığım an kadar yeni Sus… Öylece kal Gözlerin gözlerime karışıyor...
Şiir
Reklam