Sadece bir şeyler okumak ve ufacık da olsa hayattan kaçmak istediğim günlerden biriydi ve eski eşyaların arasında buldum bu kitabı.Elime alır almaz sayfa sayısının az olmasını fırsat bildim başladım okumaya.
Kitap başta karışık gelse de birkaç sayfa sonra alışıyorsunuz diline. Benim gibi ince olmasına kandıysanız da maalesef yanıldınız. Çünkü bu kitabın az sayfasına o kadar çok şey sığdırmış ki yazar, neredeyse her sayfada bir durup yutkunuyor, derin nefesler alıp boğazımda bir yumruyla devam ediyordum okumaya. Kitapta ölüm o kadar gerçek ve sarsıcı bir dille anlatılmış ki ürperiyor insan ister istemez. Kendine sorular sormadan edemiyor ve bu da çok önemli bir husus bence. Eğer ki hayatınızda bir şeyler değişsin, her gün yeni bir anlam kazansın istiyorsanız ve bu gerçeklerle yüzleşmeye hazırsanız mutlaka kütüphanenizde yer etmesi gereken bir kitap.
İsterim ki, ne zaman hayatın amacını unutsam ve bu dünyalık işlere dalsam, çıkıp gelsin bu kitap ve tekrar hatırlayayım sonumun ne olacağını ve hayatın gerçek gayesini..
"Biraz şikayet edecek olursam," diyordu yüreği, "bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insanların yürekleri böyle olur. Ulaşmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar. Dirilmemek üzere sona ermiş aşklar, olağanüstü olabilecek, ama olamayan anlar, keşfedilmesi gereken, ama sonsuza dek kumların altında kalan hazineler daha aklımıza gelir gelmez bizler, yürekler hemen ölürüz. Çünkü böyle bir durumla karşılaşınca, ölümcül acılar çekeriz."