"Her şey düzelir ve hayat yaşayabilenler için akışını devam ettirip gider. Bundan dolayı felaketleri oldukları gibi kabul edip
tabir caizse hoş görmek lazım."
"Canımın içi, "Ne tuhaf hep aynı şeyleri düşünüyoruz,” diyorsun. Bunun, tuhaf değil, çok tabii olduğunu anlamıyor musun? Bende senden, sende benden o kadar çok şey var ki eğer aynı şeyleri düşünmeseydik tuhaf olurdu."
"Kemal'den her hafta muntazaman mektup alıyorum. Bir mektubunda : Nâzım sen yalnız arkadaşların için fedakârlık etmesini bilirsin, kendi nefsine karşı şefkat gösterdiğine henüz
rastlamadım, diyor. Hemen hemen her mektubunda seni anıyor. İşte sana dair yazdığı bazı satırlar: "O benim - bütün kibrime göre - kendime layık gördüğüm kırmızı saçlı' bacıdır. Onu anlatan, anlatabilen bir roman okuduğumu hatırlamıyorum. Ona verilecek bir isim : Erkek-kadın, idi. Halbuki Viktor Margrit bu adı şımarık bir zengin kızına harcamış bulunuyor. Yine en iyisi senin bulduğun : Kırmızı saçlı bacı. Onu pek göresim geldi. Ne dersin? Bir gün buluşursak Piraye'yi eğlendirmek için komik hi-
kâyeler topluyorum." - "Piraye oraya gelirse bir arada resim çıkarır yollarsınız. Seni o kadar değil, lakin kızıl saçlı bacımı pek göresim geldi canım."
Daha bir yığın böyle yazılar var. Bunları nasıl sevinçle okuduğumu bilirsin. Bilirsin ki en kuvvetli tarafım; bazen bu
kuvvet zıddına dönüp zaafım olur; senin benden çok sevilmen, beğenilmen, hayran olunmandır. Çünkü tanıdığım insanlar arasında en hayran olunmaya hakkı olan sensin. Ve düşün ki bu
harikulade insan benim, yalnız benimdir, benim karımdır. Bu husus mülkiyetçi, egoist, ama dehşetli egoist olan yegâne tarafımdır. Yalnız bu hususta hiç kimseyi değil, herkesten önce kendimi düşünürüm."