"Bu şehirde adalet, sadece sarayların duvarlarında bir süstür..."
Evet başkomserim.. Bir oturuşta 100 sayfa okutan kitap bu..
Biteceği için üzüldüğüm ama sonrasında acaba ne olacak diye meraktan öldüğüm, sayfalarca okutan bir kitap. Bu kez katillerimiz oldukça kültürlü... Cesetleri İstanbul'un her bir tarihi mekanına bırakırken, maktullerin avuç iclerine de sikke bırakıyor. Başkomser Nevzat, katillerin İstanbul’un köklü tarihine mi yoksa bu şehirde iz bırakmış imparatorlara mı gönderme yaptığını çözmeye çalışırken, biz de kendimizi enfes bir tarih anlatımının içinde buluyoruz. Kitabın sonlarına yaklaştıkça, hiç ummadığınız kişilerin o katiller olduğunu fark ettiğiniz an Nevzat gibi sizin de kanınız çekiliveriyor birden. Sonra o katil dediğimiz kişilere yüreğimiz burkulurken buluyoruz kendimizi. Duygu karmaşası da yok diyemem.
Son sayfaya geldiğimde ise içimde hem muazzam bir hayranlık hem de derin bir hüzün kaldı. Ahmet Ümit, İstanbul'un sadece tarihini değil, ruhunu da önümüze sermiş.