Mehmet Emin Yurdakul ; *"Ben bir Türküm, dinim ,cinsim uludur." *Milli kavramını ilk kullanan ama başarısız olmuştur. * Durağı kaldıran şairdir . Cenge giderken, Türk sazı , Ey Türk uyan, tan sesleri, ordunun destanı, Dicle önünde gibi eserleri vardır.. * Milli edebiyatın erken poetikasıdır. ( Biz nasıl şiir isteriz) ‼️‼️‼️‼️
Evlerin kuytularında büyüyen o eski, telaşlı çocuk, ne zaman bir vazo kırılsa suçu hep kendi ellerinde arardı. Başkalarının fırlattığı taşların izini silmek için kendi gövdesini siper etmek, rüzgârın yönünü değiştiremeyeceğini bile bile fırtınaya karşı yürümek... Bir tebessümün, bir fincan kahve sıcaklığının hatırası öylesine büyük bir mülktü ki onun gözünde, upuzun hakaretlerin ve incelikli zalimliklerin yarattığı tahribatı tek bir bakışla temize çekebilirdi. Eksilmekten, eksiltmekten ve en çok da o tekinsiz boşlukta tek başına kalmaktan duyulan o kadim korku. Hikâyeyi hep omurgasından büküp "biz" kılma çabası, en nihayetinde insanın kendi zeminini kaybetmesiyle sonuçlanıyordu. Karşı taraftakilerin öfkesi, milimetrik hesaplarla yontulmuş, içi kurşunla doldurulmuş ağır külçeler gibi vururdu göğse. Tam isabet, tam zamanında ve tam da en zayıf halkanın dövüldüğü o anda. Oysa buna karşılık verilen o cılız isyanlar, can havliyle havaya savrulan, hiçbir menzili olmayan, boşlukta asılı kalan anlamsız yankılardan ibaretti. Bir köprüyü onarmak, uçurumun iki yakasını bir araya getirmek için ne zaman arkaya dönülse, geride kalan tek şey uçsuz bucaksız, rüzgârlı bir ıssızlıktı. Günlerce süren, takvim yapraklarını sarartan o ceza gibi sessizlikler... Canları istediğinde, kendi kışlarından sıkıldıklarında dönüp kaldıkları yerden yaralamaya devam eden bencil kaleler, kendi doğrularının yarattığı o koyu körlükte, bir başkasının kalbindeki o ince sarsıntıyı, o titreyişi bir kez bile fark etmediler. Uzun bir kış boyunca bu gaddarlığı, bu hoyratlığı "onların iklimi böyle, sevme biçimleri bu" diyerek kabullenmek, insanın kendi yangınına su taşımaktan vazgeçmesidir. Kendine söylenen en konforlu, en korunaklı yalandı bu. Oysa sevgide kibrin, o hisarları yüksek tutma arzusunun yeri
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şüpheler İçinden Geçen Yol
Engeller, şüpheler, hayal kırıklıkları var; var ya işte bunlar bizim zaten daha önce bildiğimizden başka bir anlam taşımıyor; yani hiç bir şey armağan olarak verilmiyor da; tersine küçük de olsa her şey savaşarak ele geçirmen gerekiyor; işte sana yıkık yenik değil de mağrur olmak için bir neden daha. Sonra sen herhalde bizim için de savaşıyorsun? Bu sana hiç bir şey söylemiyor mu? Bu sana taze güç vermiyor mu? Ayrıca böyle bir kardeşin olduğundan benim mutluluk duymuşum, adeta kurumlanışım sana nirngüven vermiyor mu? Vallahi senin şatoda elde ettiğin başarı değil, benim sendeki emeklerimin sonucu hayal kırıklığına uğratıyor beni. Şatoya girebiliyor, kalemlerle sürekli boy gösterebiliyorsun, bütün günleri Klamm’ la aynı salonda geçirdiğin oluyor, haberciliğe resmen kabul edilmiş birisin, bir resmi giysi isteğinde bulunabilirsin, önemli mektupları, götürürsün yerlerine; işte böyle bir kimsenin bütün bunları yapabilirsin. Ama sen aşağı geliyorsun mutluluktan ağlayarak birbirimize kucaklayacak yerde, beni görür görmez sanki bütün cesaretin uçup gidiyor, üzerinden; her şeye karşı bir umutsuzluğa kapılıyorsun, sadece ayakkabı kalıplamak işi seni çekiyor kendine; mektubu, geleceğimizin bu garantisini olduğu gibi bırakıyorsun. Franz KAFKA ŞATO Cem Yayınevi S: 219
Nefsimiz ezdi bizi, sesimiz eski Bu en kötü dönemindeki kaleci Fevzi Yıllardır Ceza'dan alıyo'ken feyzi, bak En büyük rakibim Sago değil Jay-Z.
Alıntı
Emmi sen bu köye Şato yaptıracaktın geldin benden yirmi kıvırcık kuzu borç aldın, borcunu öde yoksa bütün davarı evine sokar ortalığı boka boğarım.
Rüyamda Queen yayla şenliklerine geliyordu, Fredy sazı eline alıp "Ana bugün tarla davası yüzünden iki oğlan çocuğu vurdum ama ağlamayacağım" parçasını çalıyordu.