Oldukça akıcı ve masalsı bir dille yazılmış olan bu kısa hikaye, bilinmeyen adayı bulmak isteyen bir adamın denize açılmadan önceki çabalarıyla ilgilidir.
Bilinmeyen ada metaforuyla aslında şunları sorgulamamızı sağlıyor bize, 'Bilinmeyen ada kendi benliğimiz mi, ulaşmak istediğimiz hayallerimiz mi yoksa daha önce tatmadığımız duygulara ev sahipliği yapan romantik ilişkimiz midir? Bilinmeyen ada aslında nedir, nerededir, ulaşmak için neler gereklidir?'. Bu sorular, kitabı okuyan herkes için farklı anlamları içerisinde barındırır.
Beni en çok etkileyen yerlerden biri de şudur: Saramago, denizciliğin üç ustadan öğrenilebileceğini belirtiyor; deniz, tekne ve gökyüzü... Yani aradığımız her ne ise yalnızca tüm cesaretimizle denize açılarak bulabiliriz. Tabi bulamayadabiliriz, önemli olan konfor alanımızdan çıkarak onu aramak, yeni ve bilinmedik yaşantılara hazır olma cesaretini gösterebilmektir.
Kitabın sonu merak duygumuzu canlı tutacak bir biçimde açık bırakılmış. Bana kalırsa okuyan herkesin kendi arayışını nasıl tamamladığını veya tamamlayabileceğine dair beklentilerini ortaya çıkarabileceği harika bir içgörü fırsatı vermiş bizlere Saramago.
Herkesin farklı anlamlar çıkarabileceği, ucu hayallerimize ve beklentilerimize açık olan kısa ama derinliği fazla olan bu hikayeyi okumak oldukça güzel ve keyifliydi. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim :)