“Sana gelmek
Sana gelmek orada kalmak istiyoruz
Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz”
“Başımızın okşanmasını gözyaşımızın silinmesini kolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz”
Çocukken istemezdik bunları. Annemiz ve babamız olduğu için mi? Onların yanında olmanın verdiği güven ve huzurdan, bize duydukları merhametten sebep mi? Onlar okşardı başımızı, siler göz yaşlarımızı yanlarından ayırmazdı bizi ya, ondan diyorum çocukken böyle düşünmezdik, onların varlığı yeterdi sanki. Ya da kendimizi mi kandırıyoruz, mesele çocuk olmak değil de günahlarla tanışmamış olmak mı? Sanırım öyle Allah’ım. Aslında biz çocukluktan sonra karıştık günahlara ve bu dünyanın “siyah”ına. Şimdi yanına gitmeye bir Sen lazımsın, bir de çocukluğuna döndürmeye gayret edeceğimiz kalbimiz. Öyle gelmek gerek: biraz çabalamak, kirini pasını almak, bir daha kirlenmeyeceğim diye söz vermek gerek. Evet sen defalarca affedersin ama, sözümüzü de tutmak gerek. Nasip et Allah’ım.
“Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur”