Cinder’ı çok severek bitirmiştim ama Scarlet serinin çıtasını gerçekten başka bir yere taşımış. Kırmızı Başlıklı Kız uyarlaması olacağını bilerek başladım ama yazarın bu hikayeyi bilimkurguyla birleştirme şekli o kadar zekice ki, elimden bırakamadım.
Scarlet karakterine tek kelimeyle ba-yıl-dım. Klasik masallardaki gibi köşesinde oturup kurtarılmayı bekleyen kızlardan o kadar uzak kiii... Dikbaşlı, cesur ve büyükannesini kurtarmak için dünyayı karşısına alabilecek o güçlü duruşu ...
Wolf ile aralarındaki o "güvenmeli miyim, yoksa benden bir şeyler mi saklıyor?" gerilimi de kitabı okurken sayfaları çevirtti diyebilirim. Aralarındaki çekim o kadar dozundaydı ki, hiç vıcık vıcık olmadan o tatlı heyecanı hissettirdi.
Kitabın bir diğer harika tarafı da Cinder ve Kaptan Thorne sahneleriydi. Thorne kitaba o kadar taze ve eğlenceli bir enerji getirmiş ki, distopyanın o gergin havasını mükemmel dengelemiş. Cinder’ın zekasıyla Thorne’un o alaycı tavrı birleşince uzay gemisi maceralarını okumak aşırı keyifliydi. Cinder’ın kendi güçlerini yavaş yavaş kabullenmesi de çok iyi işlenmişti.
Olayların Fransa’nın o küçük kasaba atmosferinden çıkıp uzay maceralarına evrilmesi tam bir vizyon işi
Merak edenler kesinlikle şans vermelileeer, asla pişman olmazsıınııızz. !<3