öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe, vakit olur, yaşadığımdan utanırım. onlar kadar değerli, onlar kadar büyük, onlar kadar iyi olmadığıma bakmaksızın yaşamaklığım
kötü bir iş gibi gelir bana. sonra, yine onlar kadar iyi, değerli ve büyük olmak için yaşamak, isterim yalnız.
ben, bütün bilinen ağrılarına bakmaksızın, yaşamayı seviyorum... kavgayı seviyorum, sonun - sonuna erişilemeyeceğini bildiğim için, erişilecek sonları seviyorum. yaşamaya inanıyorum, kavgaya inanıyorum, parça parça birbiri ardına gelen sonlara erişerek, sonun - sonuna doğru akılıp gidildiğine inanıyorum.
insan, yahut ben, nefret ettiğim, kızdığım vakit çok söyleyebiliyor ve çok yazabiliyorum. fakat sevdiğim zaman o kadar çok seviyorum ki, sevdiğim şeyi uzun uzadıya anlatamıyorum. nefretim sevgimden daha mı kuvvetli?
zannetmem. bildiğim bir şey varsa o da, sevince susmak istediğimdir...
sanatkâr demek, beynine akseden tabiatı en güzel veya en çirkin, en kuvvetli olarak bize betekrar iade eden adam demektir. herkesin gördüğü tabiatı, herkesin gördüğü gibi aynı kuvvetle, aynı güzellik veya çirkinlikte gösteren ayna, bir sanatkâr kafası olamaz.