Kadına gelince, onunla ilgili soğukkanlı ve net bir şekilde hüküm veriyordum. Tez canlı, neşeli, cana yakın ve yüzeysel karakteri nedeniyle belli bir dünyevi çekiciliğe sahipti fakat gerçek ve derin bir cazibesi yoktu. Size daha önce de söylediğim gibi, dışarıdan bakıldığında oldukça kıpır kıpır ve gösterişli bir zarafeti vardı. Böyle yani nasıl desem, o bir süs eşyasıydı, ev değildi.
Kadın, bir kış gecesi operaya gitmişti. Soğuktan titreyerek döndü eve. Ertesi gün öksürüyordu. 8 gün sonra da zatürreden öldü.
Bay Lantin da az daha onun ardından mezara girecekti. O kadar korkunç bir çaresizliğe kapıldı ki bir ay içinde saçlarına ak düştü. Sabahtan akşama kadar ağlıyor, ruhu dayanılmaz acılarla paramparça oluyordu. Ölen karısını hatıralarını, gülümsemesine, sesini ve çekiciliğini kafasından bir türlü silip atamıyordu.
"telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek"
Yasak SevişmekAttila İlhan