biraz yapping session tadında bi inceleme olucak çünkü kitap hakkında söyleyecek o kadar çok şeyim var ki.
öncelikle çok sardığı için inanılmaz bi hızla resmen soluksuz okuyorum ve ileride buna pişman olacağıma o kadar eminim ki. sevdiğim serileri hızla bitirip sonrasında boşluğa düşmekten nefret ediyorum. hgoi en sevdiğim seri olduğundan son kitabı okumayı çıktığından beri erteliyorum sanırım. bu seri ise resmen benim için hgoi ile yarışır seviyede bi seri oldu, uzun zamandır bi fantastik evren beni bu denli çekmemişti.
karakterler o kadar iyi yazılmış ki. hepsinin çok derin bir hikayesi var ve her şey birbiriyle bağlantılı. önemsiz gözüken bir karakter ve gözden kaçan ufak detaylar bile aslında o kadar çok şeyi açıklıyor ki. ilk kitabın başlarında asla böyle düşünmüyordum ama yazar inanılmaz bi şekilde kurgulamış, olaylar düğüm gibi yavaşça çözülüyor ve sürekli ters köşe oluyorsunuz okurken, en sevdiğim yanı da bu
oldu sanırım. normalde bu tarz ters köşeleri sevmem çünkü okurken gerilirim, tadım kaçar ama her kötü olayın da bana “demek bu böyle miymiş?” dedirterek bağlanacağını bilerek okuyorum adeta. bu yüzden ikinci kitabı ilk kitaba göre çok daha fazla sevdim, karakterleri de daha iyi tanıma imkanı buldum.
jude tam bir GIRLBOSS o kadar sevdim ki anlatamam. bu tarz main characterlere hasret kalmıştık gerçekten tam idol bi kadın. cardan için ne desem bilmiyorum gerçekten, resmen şeytan tüyüne sahip ne kadar yanlış bir şey yaparsa yapsın kızamıyorum benim de kanıma girdi. ikisinin bu kitapta o kadar inanılmaz sahneleri vardı ki okurken tüylerim diken diken oldu tension’ı buram buram hissettim. legendary lovers!!!