searching

searching
@searching
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Platon, zihnimizde akılcı ve duygusal sistemler olduğunu, çoğunlukla da usdışı sistemin işbaşında bulunduğunu vurguluyordu. Aristo da öyle; ruhumuzun usdışı yanının akılcı yanına "direnip onunla çatıştığını," böylece aklımız bir yöne gitmek isterken usdışı yanımızın bizi başka bir yöne çektiğini söylüyordu. Epiktetos, insanın çoğu hareketinin tümden otomatik olduğu görüşündeydi. Öğrencilerine, "Bizler rastgele ve aceleciyiz... bir izlenimle dikkatim çekildiği gibi hemen ona tepki veririm" diyordu. Takipçilerinden herhalde daha iyimser olan Sokrates'in kendisi bile çoğu insanın yaptıklarının nedenini durup kendilerine sormadan ömür boyu uyurgezer gibi yaşadığını vurguluyordu. Yunanlılar ham halinde insan doğası üzerine gayet kötümserdi. Fakat insanın tepkilerinde daha akılcı, daha bilinçli ve felsefı olmaya eğitilebileceği konusunda ihtiyatlı bir iyimserliği de dile getirmekteydiler.
Felsefe
Vanier, Yunan felsefesinin -sadece Aristo değil, hemen hemen tüm Yunan felsefesinin- kusursuz akılcılık ve tam bir kendine yeterlik idealine yöneldiğini belirtti. Dostluk ve siyasi katılımın toplumsal erdemleri üzerinde önemle duran Aristo bile pek kimseye ihtiyaç duymayan bir "yüce ruhlu adam," bir tür Süpermen ideali ortaya atar. Stoacılar da hiç kuşkusuz akılcılığın yıkılmaz kalesi gibi bir bilgelik modeli ortaya atmıştı. Bu idealin değer taşıyan bir yanı yok değil; yetişkinler olarak kendi ayaklarımız üzerinde durmayı, özerk olmayı ve ihtiyaç duyduğumuzu sandığımız şeylere aslında hiç de ihtiyacımızın olmadığı bilincine varmamız, bunu öğrenmemiz gerekiyor. Ancak fazlasıyla bağımsız olabilir, aşırı bir özerklik ve incinmezlik peşinde koşabilir, sonunda da kendimizi yalnız ve başkalarından kopmuş bulabiliriz. Vanier yalnızlığın zamanımızın büyük hastalığı olduğunu yazmış -bu da kısmen hepimizin kusurlu, hatalı, yaralı varlıklar olduğumuzun kabulünden utanç duymamızdan geliyor.
Felsefe
Aristo'nun sözleriyle: "Bir konuda ancak o konunun elverdiği kadar kesinlik aramak eğitimli insanın işaretidir."
Felsefe
Sokrates Atina sokaklarında dolaşır, hemşerileriyle felsefi diyaloglara girer, onları ruhlarına bakmaya zorlardı. Ölümünün ardından Platon demokrasi ve hemşerilerine duyduğu inancı yitirmiş görünür. "Felsefe" diye yazar, "sıradan insanlar arasında imkansızdır." Demokratik devletin yozlaşmışlığını gören filozoflar "çenelerini tutmalıdır... dünyanın geri kalanının hata dolu olduğunu görür, kendilerini bu hayatta kötülük ve yanlıştan uzak tutmakla yetinir, günü geldiğinde de dinginlik ve umut içinde dünyadan ayrılırlar." Felsefe ruhsal gerçekleşmeye doğru bireysel bir yolculuk, çağdaş toplumun yoz değerlerinden kişisel bir bağımsızlık ilanı haline geliyor; kişisel mistisizm ya da bireysel gelişime dönüşüyor.