searching

searching
@searching
"İster bir sınavı verememek olsun, ister bir hastalık, vurulmak ve susturulmak, karşılaştığım her soruna aynı şekilde yaklaştım: Elimden geleni düzeltir, gelmeyen konusunda da yakınmam" diyordu. Cornum kendisine stoik demese de uygulayıp öğrettiği teknik en iyi şekilde ikinci yüzyılda Epiktetos adlı Romalı bir Stoacı filozof tarafından tanımlanmıştır.
Reklam
Stoacı düşünür Epiktetos'un ifadesiyle, "İnsan ruhundan daha kolay işlenebilir şey yoktur." Bizim de anlamaya başladığımız gibi, ahlaki karakterimizin ne kadar da kolayca biçimlendirilebilir alışkanlıkların toplamı olduğunu anlamışlardı. Gerçekten de "etik" sözcüğünün kökeni Yunanca "alışkanlık" anlamına gelen ethos kelimesidir. Daniel Kahneman gibi çağdaş psikologlar "çift işlemcili" beyinlere sahip olduğumuzu ileri sürüyor. Bunlardan biri başlıca otomatik ve alışkanlık temelli bir düşünce sistemi iken diğeri daha bilinçli ve ussal düşünme yetisine sahip. Bilinçli düşünme sistemi otomatik sistemden daha yavaş ve enerji yoğun olduğundan bunu çok daha az kullanmaktayız.
Ancak Sokrates'in haklı olduğunu gösterir artan sayıda kanıt var. Birincisi, nörobilim bize bir duruma ilişkin görüşümüzle birlikte duygularımızın da değiştiğini gösteriyor. Nörobilimciler buna "bilişsel yeniden değerlendirme" adını veriyor ve keşfini antik Yunan felsefesine dayandırıyor. Araştırmaları, dünyayı nasıl yorumladığımız üzerinde belirli bir kontrolümüz olduğunu, bunun da duygusal tepkilerimizi ayarlama becerisi verdiğini gösteriyor.
İnsanın ussallığının sınırlarına, duygusal tepkilerimizi sorgulama becerimizin zayıflığına dikkatimizi çekeceklerdir. Aralarından bazıları insanların alışılmış düşünme ve davranış biçimlerimizi değiştirme becerisine sahip olduğumuz fikrine karşı çıkacak, aynı hataları döne döne işlemeye mahkum olduğumuzu ileri sürecektir. Nitekim bazı bilim insanları gerçekten de mistik batıl itikat gözüyle baktıkları özgür irade ve bilinç görüşüne karşı çıkıyor. Bizler maddi bir evrendeki maddi varlıklarız ve kainattaki diğer her şey gibi fizik yasalarına tabiyiz. Dolayısıyla, güçlü bir depresyona, sosyal kaygı ya da başka bir duygusal bozukluğa yatkınlık ile dünyaya gelmişseniz, ne yazık ki, bunlar muhtemelen hiç peşinizi bırakmayacaktır. Bu biyokimyasal bozuklukla baş etmede tek umudunuz, onu başka kimyasallarla dengelemek olacaktır. Maddi bir sorunun maddi çözümü. Bilincinizmiş, aklınızmış, bu oyunda yerleri yoktur.
Ona göre çoğu insan, ne yaptıklarını ya da yaptıklarının nedenini kendilerine hiç sormadan uyurgezer bir yaşam sürer. Ana babaları ya da kültürlerinin değerlerini sorgulamaksızın özümser. Ama özümsedikleri eğer yanlış inançlarsa bu onları hasta edecektir.
Reklam